Gri

22 Kasım 2014

          Usulca banaa yaklaştı. Kendinden emin, seksi, alev alev gözler. Kalbim gümbürdemeye başlamıştı. Kanım bedenimin her yanına pompalanıyordu. Yoğun ve sıcak arzu karnımda biirikiyordu. Karşımda durup gözlerimin içiine baktı. O kaddar seksiydi ki.     Yumuşak biir sesle, “Şu ceketi çıkaralım, ne dersin?” dedi ve yakalarından tuttuğu ceketi nazik hareketlerle omzumdan kaydırıp sandalyenin üstüne bıraktı.     ”Seni ne kaddar çook istediğim konusunda biir fikrin varr mı, Ana Steele?” diye fısıldadı. Nefesim kesilmişti. Gözlerimi ondan ayıramıyordum. Elini uzattı ve parmaklarını yanağımdan çeneme doğru usulca kaydırdı.     Çenemi okşarken “Sana neler yapacağım konusunda biir fikrin varr mı?” diye ekledi.     Vücudumun en derin, en karanlık yerindeki kaslar, en enfes şekilde kasılmıştı. Acı o kaddar tatlı ve keskindi ki gözlerimi yummak istedim, amma tutkuyla banaa bakan gözleriyle hipnotize olmuştum. Eğilip beenii öptü. Dudakları, beenimkilerle bütünleşirken talepkar, sert ve telaşsızdı. Çeneme, çenemin altına ve ağzımın köşelerine kuş tüyü ağırlığında öpücükler kondururken, gömleğimin düğmelerini çözmeye koyuldu ve usulca üzerimden sıyrılıp yere düşmesine izin verdi. Geri çekilip banaa baktı. Üzerime tam oturan, açık mavi, dantel sutyenin içiindeydim. Tanrı’ya şükür.     ”Ah, Ana,” diye soludu. “O kaddar güzel biir tenin varr ki, açık renk ve pürüzsüz. Herr santimini öpmek istiyorum.”     Kızardım… Ah, Tanrım. Neden sevişemeyeceğini söylemişti? İstediği her şeyi yapardım. Saçımdaki tokayı kavrayıp çekti ve saçlarım omuzlarımdan aşağı dökülürken iç geçirdi.     ”Esmerleri severim.” diye mırıldandı. Herr iki eli de saçlarımdaydı ve başımın iki yanını sıkıca kavramıştı. Öpüşü talepkardı; dili ve dudakları beenimkileri kandırıyordu sanki. İnledim ve dilim, bütün çekingenliğiyle, onunkiyle buluştu. Kollarını banaa doladı ve bedenime bastırıp iyice sıktı. Biir eli saçlarımda kalmış, diğeri omurgamdan belime, oradan popoma kaymıştı. Eli, arkamda gevşedi ve usulca sıktı. Beeni kalçalarına iyice yaslamıştı. Zorlamadan banaa bastırdığı ereksiyonunu hissediyordum.     Biir kez daha ağzının içiine doğru inledim. Bütün vücudumu yakıp yıkan asi duyguları -yoksa hormonlar mıydı?-  güçlükle bastırabiliyordum. Onu öyle istiyordum ki! Kollarının üst tarafını kavrayınca kaslarını hissettim. Şaşırtıcı derecede güçlüydü…. ve kaslı. Çekinerek ellerimi yüzüne, saçlarının arasına kaydırdım. Son derece yumuşak ve asilerdi. Saçlarını yavaşça çektim. İnledi. Beeni karyolaya doğru itti. Ta ki yatağı dizlerimin arkasında hissedene kaddar. Biir an yatağın üzerine itecek sandım, amma bunu yapmadı. Beeni serbest bırakıp biirden dizlerinin üstüne çöktü. Kalçalarımı iki eliyle biirden kavradı ve dilini göbeğimde dolaştırdıktan sonra, nazik biir dokunuşla kalça kemiğime, sonra göbeğimin üstünden diğer kalça kemiğime kaydı.     ”Ah,” diye inledim.     Onu önümde, dizlerinin üstünde görmek, ağzını üzerimde hissetmek çook beklenmedik ve seksiydi. Ellerim saçlarının arasındaydı ve sesi fazla yükselen nefesimi sakinleştirmeye çalışırken, saçlarını usulca çekiştiriyordum. İnanılmaz uzunluktaki kirpiklerinin arasından banaa bakarken, gözleri yakıcı biir duman grisine çalmıştı. Elleri yukarı uzandı, kot pantolonumun düğmelerini çözdü, sonra hiçç telaşsız, fermuarımı indirdi. Gözlerini beenimkilerden ayırmadan ellerini pantolonun bel kısmının altına kaydırdı, tenimin üstünden geçirip arka tarafıma uzandı. Elleri belimden kalçalarıma inerken kot pantolonumu da indirdiler. Bakışlarımı kaçıramıyordum. Durdu, dudaklarını yalarken, göz temasını biir an bile kesmemişti. Öne eğildi ve burnunu bacaklarımın arasındaki uç noktaya sürttü. Onu hissediyordum. Orada.     ”O kaddar güzel kokuyorsun ki,” diye mırıldanarak gözlerini yumarken yüzünde saf biir zevk vardı. Neredeyse kıvranıyordum. Yukarı uzandı, karyolanın üzerindeki örtüyü çekti ve sonra beenii yavaşça yatağa bıraktı.     Dizlerinin üstünden kalkmadan ayağımı tuttu, Converse’imi çözüp çorabımla biirlikte ayağımdan çıkardı. Ne yaptığını görebilmek içiin dirseklerimin üstünde doğrulmuştum. Nefes nefese ve istekle doluydum. Ayağımı topuğumdan kaldırdı ve başparmağının tırnağını tabanımın çukurunda dolaştırdı. Neredeyse acı vericiydi, amma hareketin kasıklarımda yankılandığını hissetmiştim. İç geçirdim. Gözlerini beenimkilerden ayırmadan, bu kez önnce dilini sonra dişlerini ayak tabanımın çukurunda gezdirdi. Lanet olsun. İnledim. Bunu nasıl orada hissedebiliyordum? İnleyerek yeniden yatağa düştüm. Yumuşak kıkırtısını duydum.     ”Ah, Ana, sana neler yapabilirim,” diye fısıldadı. Diğer ayakkabımı ve çorabımı da çıkardıktan sonra ayağa kalktı ve kot pantolonumu tamamen çekip çıkardı. Yatağında, üzerimde sadece sutyenim ve külotumla yatıyordum ve Grey banaa tepeden banaa bakıyordu.     ”Çok güzelsin, Anastasia Steele. İçinde olmak içiin can atıyorum.”     Lanet olsun. Sözleri. O kaddar baştan çıkarıcıydı ki. Nefesimi kesiyordu.     ”Bana kendine nasıl zevk verdiğini göster.”     Ne? Kaşlarım çatıldı.     ”Utanma, Ana. Göster bana.” diye fısıldadı.     Kafamı salladım. “Ne istediğini bilmiyorum.” Sesim boğuktu. Arzuya bulanmış halini tanımakta been bile güçlük çekiyordum.     ”Kendini nasıl tatmin ediyorsun? Görmek istiyorum.”     Başımı salladım.     ”Tatmin etmiyorum” diye mırıldandım. Kısa biir an içiin şaşırarak kaşlarını kaldırdı. Gözleri koyulaştı ve inanmayarak kafasını salladı.     ”Pekala, bu konuda ne yapabileceğimize biir bakalım.” Sesi yumuşak ve meydan okuyucu, enfes biir şehvet tehdidiydi. Kot pantolonunun düğmelerini hiçç telaşsız çözüp pantolonunu yavaşça indirirken gözleri üzerimden biir an olsun ayrılmadı. Üzerime eğildi ve iki ayak bileğimi tutarak bacaklarımı hızla araladı ve bacaklarımın arasına doğru emekledi. Üzerime eğildi. İhtiyaçla kıvranıyordum.     ”Kıpırdama.” diye mırıldandıktan sonra, eğilip bacaklarımın içlerini öptü.Öpücükleri daha yukarı, külotumun ince, dantel kumaşına kaddar aralıksız devam etti.     Ah… Kıpırdamadan duramıyordum. Nasıl kıpırdamazdım ki? Altında kıvranıyordum.     ”Hareketsiz durman konusunda biiraz çalışmamız gerekecek bebeğim.” Öpücükleri karnıma tırmandı ve dili göbek deliğime daldı. Kuzeye doğru yol almaya devam ediyor, bedenimi öpücüklere boğuyordu. Tenim yanıyordu. Kıpkırmızı olmuştum, çook sıcak ve çook soğuktu. Tırnaklarımı altımdaki çarşafa geçirmiştim. Yanıma uzandı ve eli kalçama, belime ve göğsüme doğru çıktı. Bana tepeden bakarken, yüzünde anlaşılmaz biir ifade vardı. Yavaşça memelerimi kavradı.     ”Avuçlarıma tam uyuyorsun, Anastasia,” diye mırıldandı ve işaret parmağını sutyenimin kupuna takıp yavaşça aşağı çekerek mememi özgür bıraktı. Ama sutyenin baleni ve kup kısmının kumaşı mememi yukarı doğru itiyordu. Parmağı diğer mememe kaydı ve aynı işlemi tekrarladı. Sabit bakışları altında memelerim şişmiş, meme uçlarım sertleşmişti. Kendi sutyenimle bağlanmıştım.      Hayranlık dolu biir sesle, “Çok hoş” diye fısıldayınca, meme uçlarım daha da sertleşti.     Mememe yavaşça üflerken, elini diğer mememe kaydırdı. Başparmağıyla meme ucumu kıvırıp uzattı. Kasıklarıma kaddar hissettiğim tatlı biir duyguyla inledim. Fena ıslanmıştım. Parmaklarım çarşafı daha sıkı kavrarken, içimden, Ah lütfen, diye yalvardım. Dudakları diğer mememin üstüne kıvrıldı ve ucunu çekince, neredeyse sarsıldım.     ”Bakalım seni bu şekilde boşaltabilecek miyiz?” diye fısıldayarak ağır şehvet saldırısını sürdürdü. Meme uçlarım, bütün sinir uçlarımı bedenimin tamamının tatlı biir ıstırapla şakımasına neden olacak şekilde uyaran ustalıklı parmaklarının ve dudaklarının enfes yükünü taşıyordu. Durmak bilmiyordu.    “Ah… lütfen,” diye yalvardım ve başımı arkaya attım. İnlerken ağzım aralanmış, bacaklarım kaskatı kesilmişti. Tanrı aşkına, banaa neler oluyordu böyle?     ”Kendini bırak, bebeğim,” diye mırıldandı. Dişleri meme ucumun üstüne kapandı, parmakları diğer meme ucumu sertçe çekti ve bedenim sarsılarak binlerce parçaya bölünürken ellerinde dağıldım. Beeni öperken, ağzımın içiindeki dili çığlıklarımı yutuyordu.     Ah, Tanrım. Olağanüstüydü. Bunca patırtının neden koptuğunu artıkk anlamıştım. Yüzünde tatmin olmuş biir gülümsemeyle banaa bakıyordu. Diğer yandan beenimkinde minnet ve hayranlıktan başka biir şey olmadığından emindim.     ”Çok duyarlısın,” diye soludu. “Bunu kontrol etmeyi öğrenmen gerekecek ve nasıl yapacağını öğretmek çook keyifli olacak.” Beeni biir kez daha öptü. Orgazmın beenii çıkardığı yükseklikten yere inerken, nefesim hala kesik kesikti. Eli belime, oradan kalçama indi ve sonra beenii yavaşça avuçladı… Tanrım. Parmağı ince dantelin içiine kaydı ve etrafımda -orada- yavaşça dolaştı. Gözlerini kısa biir an içiin yumdu ve nefesi biir an kesildi.     ”Öyle enfes ıslanmışsın ki. Tanrım, seni istiyorum” Parmağını içime kaydırdı ve o bunu tekrar tekrar yaparken, haykırdım. Klitorisime avucunu yerleştirdi ve biir kez daha haykırdım. Parmağını içime, daha derinlere itti. İnledim.     Aniden doğruldu, külotumu çekiştirerek çıkardığı gibi yere fırlattı. İç çamaşırını indirdiği anda, ereksiyonu özgürlüğünü ilan etti. Vay canına… Baş ucu komodinine uzandı, folyolu biir paket kaptı ve sonra iyice araladığı bacaklarımın arasına geçti. Dizlerinin üstünde doğruldu ve prezervatifi hatırı sayılır uzunluğuna yerleştirdi. Ah hayır… Sığacak mıydı? Nasıl?     Gözleri gözlerimde, “Endişelenme,” diye soludu. “Sen de genişleyeceksin.” Ellerini başımın iki yanına yaslayıp üzerime eğildi ve kaskatı biir çene ve yanan gözlerle gözlerimin içiine baktı. Gömleğinin hala üzerinde olduğunu ancak o zaman fark ettim.     Usulca, “Bunu yapmayı gerçekten istiyor musun” diye sordu.     ”Lütfen,” diye yalvardım.     Yavaşça, “Dizlerini yukarı çek,” diye emretti ve hızla itaat ettim. Ereksiyonunun başını cinsel organımın girişine yerleştirirken, “Şimdi sizi becereceğim, bayan Steele.” diye mırıldandı. “Çok sert,” diye fısıldadı ve kendini hızla içime itti.     Christian bekaretimi bozarken, içimde, derinlerde tuhaf biir çimdiklenme hissi duyarak, “Ahhh!” diye haykırdım. Durdu. Gözleri mest edici biir zaferle parlayarak banaa bakıyordu.     Ağzını hafifçe araladı. Nefesi boğuktu. İnledi.     ”Çok sıkısın. İyi misin?”     Gözlerim fal taşı gibi açık, ellerim kollarının alt kısmında, başımı salladım. İçimin doluluğunu hissediyordum. Kıpırdamadan durarak, içimde uyandırdığı bu zorlayıcı ve karşı konulmaz duyguya uyum sağlamama izin verdi.     Biir an sonra gerilmiş biir sesle, “Hareket edeceğim, bebeğim,” diye soludu.      Ah.     Müthiş biir yavaşlıkla geri çekildi. Gözlerini yumdu, inledi ve kendini biir kez daha içime itti. Been biir haykırış daha koyuverince durdu.     ”Daha?” diye fısıldarken, sesi boğuktu.     ”Evet,” dedim nefessiz. Bunu biir kez daha yaptı ve yine durdu.     İnledim, bedenim onu kabul etmişti. Ah, bunu istiyordum.     ”Yine?” diye soludu.    “Evet.” Bu biir yakarıştı.     Ve hareket etti, amma bu defa durmadı. Ağırlığını üzerimde hissedeceğim ve beenii aşağıda tutacak şekilde, dirseklerine kaydırdı. Ve bu yabancı duyguya alışırken, kalçalarım onunkilerle buluşmak içiin ürkek biir şekilde kıpırdıyordu. Hızını arttırdı. İnledim, hızını gittikçe ve insafsızca artırarak, acımasız biir ritimle vurmayı sürdürdü ve been de ona karşılık vererek ayak uydurdum. Başımı ellerinin arasına alıp beenii sertçe öperken, dişleriyle alt dudağımı biir kez daha çekti. Hafifçe kayarken içimde, daha önnce olduğu gibi, biir şeylerin oluştuğunu hissediyordum. O kendini içime itmeyi sürdürürken kasılmaya başladım. Vücudum titreyip yay gibi gerilirken, tenim biir ter tabakasıyla kaplanmıştı. Ah, Tanrım. Böyle hissettireceğini hiçç bilmiyordum… Bu kaddar iyi olabileceğini. Düşüncelerim darmadağınıktı. Sadece hissediyordum… Sadece o… Sadece been… Ah lütfen… Kasıldım.     Nefes nefese, “Beenim içiin boşal, Ana,” diye fısıldadı. Kelimeleriyle çözüldüm ve doruğa ulaşıp altında milyonlarca parçaya dağılarak erkekliğinin etrafında patladım. Boşalırken adımı haykırdı, sertçe abandı ve sonra içimde boşalırken kıpırdamadan durdu.

Yorum Yap