hafta sonu

4 Aralık 2014

Sonunda hafta bitti. Uzun biir haftaydı, mesailerle dolu amma en azından önümüzdeki haftlarda boş olacağımızı bilmenin rahatlığı var. Tam dışarı çıkmalık biir akkşam amma kimse aramadığına göre pek biir organizayson yoktur bizzimkilerde de. Kız arkadaşım da Bursa’ya ailesinin yanına gidecek zamanı buldu. Biir dahaki haftaya kaddar gelmeyeceği gibi biir de adeti olmadığı üzere eve gitmem içiin baskı yapıyor. Bakalım neler yazdı mailinde? Halbuki yarım saat evvel atsa şirketten çıkamadan okurdum. Neyse, beş dakika içiinde evdeyim zaten.” diye söylene söylene evimin yolunu tuttum. Havanın da ılıklığından olacak hiçç gidesim yoktu eve amma bu akkşam içiin dışarda yapmayı planladığım biir şeyler de olmadığından eve gidip biir kaç şey izlemeye karar verdim.Alışıldık karanlık karşıladı beenii evimden içeri girerken, çoğu zaman olduğu gibi. Sadece haftada biir ya da iki akkşam kız arkadaşım karşılar, o da şanslıysam. Onun dışında kendi evinde kalır. “Öğrenci evinin tadı ayrı”ymış. Bu haftaysa beenim hiçç şanslı olmadığım biir hafta, bütün hafta yoktu, biir kaç gün daha ortalarda olmayacak…Eve girer girmez direk yatak odama doğru döndüm. Hemen üstümü değiştirip rahatlamalıyım. Biir taraftan da bilgisayarı açayım da bakalım kız arkadaşım ne yollamış biir göreyim…Üstümü değiştirmek, o takım elbiseyi çıkartmak bile insanı hafifletiyor. Biir de şu yüzüğümü takayım sol baş parmağıma. İşe giderken en çook da rahat giyinememek koyuyor. Biiraz rahat bırakılsak ne güzel çalışacaz amma işte dış görünüşten yargılayan zihniyet… Neyse bu akkşam cuma, hiçç tadımı kaçırmayım. Bakalım kız arkadaşım banaa ne yollamış. Hmm. “Konu: Süpriz )” Acaba ne tür biir süpriz yaptı? “Gitmeden evvel sana biir süpriz planlamıştım. Süprizin salonda, fazla aramadan bulacaksın ) Seni seviyorum.” Neymiş acaba süpriz? Umarım çook uğraştırmayacak biir yerden çıkar. Biiraz müzik dinleyip, biir kaç siteye gireyim gider bulurum sonra…Zaman çook çabuk geçiyor. Biir buçuk saati geçmiş bare salona gidip bakayım neymiş şu süpriz? Hiç kalkasım yok evin öteki ucuna gitmek içiin amma biirazdan arar süprizimi beğenmedin mi diye. Hatta şimdiye kaddar aramaması bile biir mucize. Koridoru geçip salona doğru döndüm. Işığı açtığımda gözlerime inanamadım. Karşımda kız arkadaşım, altında o çook sevdiğim deri mini eteği, üstünde göğüslerini kalın siyah biir şeritle kapamış gibi gösteren deri ve insanın kan akış yönünün anında değişmesine sebep olan biir kıyafet. İki ayağı metal ayak kelepçeleriyle salonumun dekoru gibi duran, aslında bu işler içiin yaptırdığım üstü deri kaplı demirlere bağlanmış, bacakları açık durumda bekliyor. Elleri de aynı şekilde kafasının biiraz üzeri, biiraz da yanlara doğru açığı taraftaki demirlere metal kelepçelerle bağlı. Aksesuarları da tam beenim beğendiğim gibi, iki başparmağında, biir elinin işaret diğer elinin orta parmağında beraber beğendiğimiz yüzükler. Sağ bileğinde siyah plastik bilezikler, sol bileğinde de ona çook yakışan deri biir bileklik. Boynunda yine deriden biir tasma, oldukça sıkı görünüyor. Tasmanın ucunda zincir yok amma zincir ve diğer oyuncakların yan tarafta kanepede olduğuna bakmadan bile eminim. Ağzında da düz, siyah plastik sopa şeklinde ağız tıkacı, tıkacın iki yanında iki kocaman demir halka, ona çook yakışan halka küpeler gibi duruyor. Gözlerini de biir bantla kapamış. Gerçi bu karanlıkta pek gerek yoktu amma takım tamam olsun istemiş herhalde. Çok güzel biir görüntü. Oturup uzun süre izleyebilirim…Işığı açtığımda biiraz bezgin, biiraz da yorgun şekilde beklerken buldum onu. Geldiğimi anlar anlamaz hareketlendi ve biir şeyler söylemeye çalıştı. Ama ağzındaki tıkaç yüzünden pek biir şey anlamadım. Kız arkadaşım gerçekten güzel biir süpriz hazırlamıştı. Been de onun sürekli takmamı istediği deri bilekliğimi takıp ona küçük de olsa biir jest yapayım istedim. Hemen bilekliğimi takıp geldim. İçeri gittiğimi anlamış olsa gerek, salona tekrar girdiğimde önnce hareketsiz bekliyordu amma ayak seslerimi duyar duymaz tekrar mırıltılar çıkarmaya başladı.Bilmeden de olsa onu biir buçuk iki saat bağlı şekilde bekletmiştim. Tutsak görüntüsüne o yorgunluğu da eklenince daha çekici ve karşı konulmaz olmuştu. Kısaca bilmeden çook güzel biir şey yapmıştım.Yavaşça ağzını çözdüm:- Neden bu kaddar uzun sürdü?- Böyle biir süpriz beklemediğimden biiraz ağırdan aldıım. Zaten süpriz olduğuna göre senin içiin de biir sorun olmasa gerek. Öte yandan iyi ki de uzun sürmüş.- Süprizimi beğendin sanırım.Biir adım gerileyip şöyle tekrar baktım. Bütün uzuvlarım çook önnceden canlanmış, adeta hepsi sabırsızlıkla bekliyordu. Çaresiz, savunmasız ve sadece banaa ait. Tekrar ona doğru yaklaştım biir elimi onun ince belinde ve hizasında gezdirirken diğer elimle kafasını tuttum ve ağzıma yaklaştırdım ve emeğinin ödülünü uzun uzun verdim ona. Ne de olsa haketmişti. Daha sonra başını tuttuğum elimi aşağı indirdim ve elbisesinin altında tutarak göğüslerini okşamaya başladım. Diğer elim hala belinin çevresinide geziniyordu. Yavaş yavaş dudağında aşağılara doğru indim. Önce çenesine sonra boynuna doğru. Tasmanın izin verdiği ölçüde öptüm biir kaç kez. Sonra yavaş yavaş aşağıya inmeye devam ettim. Göbek deliğine geldiğimde aşağı inmeyi durdurdum. Bu arada elimi de eteğinin altına soktum. Tangasını giydiğini farkettim. Anlaşılan beenii baştan çıkaran hiçbiir ayrıntıyı atlamamış. Emeğinin ödüllerini vermeye devam ediyorum. Biir taraftan göbek deliğini yalarken, diğer taraftan da elimle tanganın üstünden vajinasını okşuyorum. Şimdiden beenii beklediği biir buçuk saatin yorgunluğunu unuttuğu (sekshikayesi1.blogspot.com) belli oluyor. Kelepçe zincirlerinin sesinden oldukça zevk aldığını ve yerinde duramadığını fakat hareket etmesinin de engellendiğini anlıyorum.Ona zevk vermeye ara veriyorum. Oyunu uzatmaya kararlıyım. Ondan uzaklaşıp kanepeye doğru gidiyorum. Kelepçelerin anahtarlarını, biir metre boyundaki zinciri ve biir asma kilidi alııyorum. Önce zinciri yerine, tasmanın deliğine kilitle kenetliyorum. Daha sonra eğilip biir ayağındaki kelepçeyi açıyorum. Diğer ayağına doğru yöneldiğimde bu sefer deri kaplı demire bağlı olan kelepçeyi açıyorum ve boştaki ayağına takıyorum. Sonra ayağa kalkıp sol bileğindeki kelepçeyi çıkarıyorum. Yorgunluktan direk eli aşağı iniyor. Hatta üzerime yığılmadığına şaşırıyorum. Aynı ayağında olduğu gibi, sağ eline yöneldiğimde deri kaplı demirdeki kelepçeyi çıkarıyorum. O eli de aşağı iniyor ve bekliyor, acaba onu önden mi yoksa arkadan mı kelepçeleyeceğimi merak ederek. Boşta sallanan kelepçeyi çekiyorum, hemen elini uzatıyor fakat been kelepçeyi arkasına doğru yönlendirirken tereddüt etmeden arkasını dönüyor. Aşağı düşen deri bilekliğini hafif yukarı doğru kaldırıp demiri bileğine geçiriyorum. Kulağa çook hoş gelen biir kaç büyüleyici klik sesinden sonra demir bileğine dayanıyor. Tasmaya bağlı zinciri tutuyorum, kapıya yönelmeden evvel ne olur ne olmaz diye ağız tıkacını ve biir asma kiliti daha yanıma alııyorum. Odama doğru yöneliyoruz. Yolda beenden biir kaç dakika mola istiyor. Beraber banyoya giriyoruz. Zinciri asma kilitle tuvalet ve lavabo arasında duran demirden yapılmış havluluğa bağlıyorum. Hareketsizce beklerken arkasına geçip ağız tıkacını ağzına doğru götürüyorum. Tereddütsüz biir şekilde ağzını açıyor. Sıkıca bağladıktan sonra kelepçenin anahtarını çıkarıp sağ elini çözüyorum. Sol elini de çözecek miyim diye bekliyor. Çözmeyeceğimi anlayınca kelepçeli bileğiyle saçlarını düzeltiyor. “Hoşuma giden küçük ayrıntıları iyi biliyor” diye geçriyorum aklımdan. Biirazdan gelirim deyip salona dönüyorum. Onu beklerken salondan dışarıya doğru bakıyorum. Eğlenceli biir akkşam…Sifonun sesini duyunca işinin bittiğini anlıyorum. Ellerini yıkaması içiin biiraz daha süre tanıdıktan sonra banyoya geri dönüyorum. Banyoya girdiğimde onu, beenii arkası kapıya dönük biir şekilde beklerken buluyorum. Bileğine dökülen plastik bilezikler… Bu görüntü her zaman hoşuma gitmiştir. Ona doğru yaklaşıyorum ve boştaki kelepçeyi tutup kolunu arkadaya doğru çekiyorum hafifçe, ellerini arkada biirbiirine yaklaştırıyor. Sabırsızlandığını bildiğimden ve işi biiraz daha ağırdan almak içiin, “bilezikler bileğini kapatırken nasıl kelepçeleyebilirim diyorum.” Kelepçeli eliyle bilezikleri yukarı kaldırıyor. Tekrar klik sesleri ve etinle metalin buluşması. Zinciri çözüp elime doluyorum. Yolumuza devam ediyoruz.Odama geldiğimizde yatağın kenarına oturuyorum, o ise ayakta bekliyor. Zinciri aşağı doğru çekiyorum ve elleri arkadan kelepçeli olarak dizlerinin üzerine çöküyor. Biiraz daha aşağı ve kendime doğru çekiyorum. Zinciri bırakmadan ellerimi kafasının arkasına götürüp tıkacı çözüyorum, arkadan göz bandını çıkartıyorum. Ağzıyla şortumu indirmeye çalışıyor amma oturduğum içiin bu pek kolay olmayacak. Ona biiraz yardımcı olup şortumu ve boxer’ımı indiriyorum. Zinciri hedefe doğru çekerken ağzını açıyor ve önnce hafifçe yalamaya başlıyor. Şimdi kısa da olsa sabırsızlanma sırası beende. Önce yavaşça doya doya yalııyor. Daha sonra ağzını içiine sokuyor. Sabırsızlıkla sert biir şekilde bekleyen penisimi biir sıcaklık kaplıyor. Kafasını öne – arkaya hareket ettirerek beenim zevkten kasılmamı sağlıyor. Hızlanıp yavaşlıyor, ara sıra durup yalamaya başlıyor, daha sonra tekrar ağzına alıp masturbasyon çekmeye devam ediyor. Artık zaman kavramı tamamiyle anlamsız. Sadece hareketler, zincir sesleri ve zevk var. Ağzının içiine boşalııyorum. Artık ağzına almaya bırakıp yalamaya başlıyor. Biir süre sonra elimdeki zinciri hafifçe yukarı çekiyorum ve duruyor.Kendimi tamamiyle yatağa doğru çekip yarı uzanır şekilde oturuyorum. Zinciri elime doladığımdan ve geriye hareket ettiğimden dolayı o da, kelepçeler yüzünden biiraz zorlanarak, önnce ayağa kalkıyor sonra da dizlerinin üzerinde yatağa çıkıyor. İki bacağını ayaklarındaki kelepçelerden dolayı biiraz zorlanarak iki bacağımın yanlarına koyuyur. Zinciri bırakıp onun arkasına doğru sallıyorum. Rahat edebilmem içiin ayağındaki kelepçelerden biirini çıkarıyorum ve vücudunu öpmeye, okşamaya ve yalamaya başlıyorum. Dudaklarım belinin ve göbeğinin civarlarıyla ilgilenirken ellerim bel altında geziniyor. Tangasının ıslak olduğunu farkediyorum. Zaman, hala basit biir kelime olmaktan daha fazla anlam taşımıyor. Biir taraftan onunla oynarken diğer taraftan da inlemelerine ve arkasındaki kelepçenin sesine kulak veriyorum. Bilekleri oldukça zorlanmış olsa gerek. Fakat bu durum onu rahatsız etmiyor, tabii haliyle beenii de. Tekrar sabırsızlandığımı hissediyorum. Hemen tangasını indirip boştaki ayağından kurtarıyorum ve tanga ayağındaki kelepçeye doğru yaklaşıyor. İki elimle belinden kavrıyorum, bacaklarını iki yanıma doğru uzatıyor ve kenetleniyoruz. Belimi kaldırıp indiriyorum, ellerimle onu destekliyorum ve gidip gelmeye başlıyoruz. Önce nefes alıp verişi hızlanıyor, sonra inlemeye başlıyor. Oldukça keyifliyiz ikimiz de. Tekrar zirveye yaklaştığımı hissediyorum. Önce o zirveye ulaşıyor, arkadan da been. Yavaşlamaya başlıyorum. Yol yorgunluğu üzerine bu akkşamki yorgunluğunda binmesiyle iyice tükenmiş olsa gerek ki kız arkadaşımın yığılmak üzere olduğunu hissediyorum. Elleri hala arkadan kelepçeli olduğu içiin yüzü koyun yatmasını sağlıyorum ve ihtiyacım olanları almak iki dakikalığına salona uğruyorum. Döndüğümde hala yüzü koyun yatan kız arkadaşımın üstüne çıkıp iki bileğine teker teker aralarında zincir olmadan deri kelepçeleri sıkıca geçiriyorum ve kilitlerle kelepçeleri keyfi çıkarma şansını engelliyorum. Daha sonra hem ellerindeki hem de ayağındaki metal kelepçeleri çözüyorum. Son olarak da tasmanın zincirini çıkarıyorum rahatça yatması içiin. Kısa biir süre sonra uykuya dalııyor…Bugün ve gece çook yoruldu. Güzel biir uyku çekmeli. Nasıl olsa yarın daha çook yorulacak.

Yorum Yap