|
| |
Cinsel
Sorunlarınızı Önemseyin!
Cinsel ilişki; istek, uyarılma, doyum ve rahatlama olmak üzere dört aşamadan
oluşuyor. Bu basamaklardan herhangi birinde veya birkaçında sorun yaşanması,
cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına neden oluyor. Erkeklerin en sık
yaşadığı sorunların başında erken boşalma, kadınlarda ise cinsel isteksizlik
geliyor.
Cinsel işlev bozukluklarına tıbbi, psikolojik ve sosyo-kültürel etkenleri bir
bütün olarak dikkate alarak yaklaşmak gerektiğini söyleyen Anadolu Sağlık
Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Evrim Erbek, “Cinsel işlev bozuklukları organik ve
psikolojik nedenlere bağlı oluşabilir. Çoğu zaman organik nedenlere psikolojik
nedenler de eşlik ettiği için cinsel işlev bozukluklarının multi-disipliner
olarak ele alınması gerekir. Değerlendirme psikiyatri, üroloji ve jinekoloji
uzmanlarınca yapılır. En sık karşılaştığımız organik nedenler, damar
hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kronik hastalıklar, ilaç yan etkileri ve
uyuşturucu madde kullanımıdır. Bunlar dışlandıktan sonra kişide psikolojik
etkenler aranır” diyor.
Cinsel işlev bozukluklarına yatkınlık yaratan ve sorunun sürmesinde rol oynayan
birçok psikolojik faktörün de bulunduğunu hatırlatan Dr. Erbek, ailenin ve
toplumun cinselliğe bakış tarzının, yetiştirilme biçiminin cinselliği önemli
ölçüde etkilediğini söylüyor. Bunun yanında eksik ya da yanlış
bilgilendirilmelerin, cinsellik hakkındaki kalıplaşmış yanlış düşüncelerin de
cinsellik üzerinde olumsuz etkisi bulunduğu belirterek, “Psikiyatrik
rahatsızlıklar, ilişkide uyumsuzluk, çiftler arasında çekiciliğin kaybolması,
aldatılma, hamilelik ve doğum sonrası ruhsal durumlar, partnerdeki cinsel
problemler, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalma, travmatik cinsel deneyimler,
cinsel açıdan özgüven eksikliği ve performans anksiyetesi en sık gördüğümüz
psikolojik ve kültürel nedenlerdir” diyor.
Kadınlarda Sıklıkla Görülen Cinsel Sorunlar
Cinsel istek bozukluğu:
Tedavi için başvuran her üç hastadan birinde cinsel istek bozukluğu görülüyor.
Cinsel istek bozukluklarının bir bölümünü cinsel tiksinti bozuklukları
oluşturuyor. Cinsel ilişki kurmaktan “tiksinti” duyan kadınlar, cinsel ilişkiden
kaçmak için “başım ağrıyor”, “karnım ağrıyor” gibi bahanelere başvuruyorlar.
Uyarılma ve orgazm sorunları:
Cinsel uyarılmanın yetersiz olduğu bu durum kadınların yaklaşık yüzde 10-18’inde
görülüyor. Kadınlar uyarılma olmadan da cinsel ilişkiye girebiliyorlar ancak
orgazm olamıyorlar. Orgazm yetisi yaşla birlikte artıyor. 20’li yaşlarda fazla
cinsel deneyimi olmayan kadınlarda cinsel birleşme ile orgazm olamamak oldukça
yaygın. 30’lu yaşlardan sonra cinsel tecrübeleri artmış olan kadınların
kendilerine cinsel alanda güvenleri artıyor. Cinsel isteklerini de daha kolay
ifade ediyor ve daha kolay orgazm olabiliyorlar.
İyi kız sendromu:
Çocukluğunda ve gençliğinde kendisini ‘iyi kız’ olarak tanımlayan her on
kadından dokuzu yetişkinlikte orgazm olamıyor. Kız çocukları yetiştirilirken,
cinsellikle ilgilenmemeleri öğretiliyor, cinsellikle ilgilenmeleri ve cinsellik
içeren aktiviteleri kınanıyor, kısıtlanıyor. Bu sayede cinsellik kontrol edilmiş
de oluyor. Genç kızlara cinsellik, eşlerini memnun etmeleri için yapmak zorunda
oldukları çok istenmeyen bir eylemmiş gibi sunuluyor. Flört, mastürbasyon hoş
karşılanmıyor. İyi kız rolünü benimseyerek hayatlarına yön veren kadınlar cinsel
ilişkide yeterince uyarılmadıklarında partnerlerini yönlendiremiyorlar ve
hazlarını artıracak daha aktif tutum almaktan kaçınıyorlar.
10 kadından birinin sorunu; Vavinusmus:
Vajen girişindeki kaslarının istemsiz olarak kasılarak cinsel ilişkinin
olanaksız ya da çok ağrılı hale gelmesi vajinusmus olarak adlandırılıyor. Aynı
zamanda ağrılı bir durum olan vajinismus, ülkemizde cinsel tedavi merkezlerine
en sık başvuru nedeni. Geleneksel tutum, eğitimsizlik, cinsel birleşmenin çok
ağrılı ve zarar verici bir eylem olduğu düşüncesi, koruyucu aile yapıları ve
kızlık zarının hala kadının namusu olarak görülüyor olması vajinusmusun ortaya
çıkısındaki en önemli nedenler olarak gösteriliyor. Araştırmalar, vajinusmusun
eğitimsiz kadınlarda görülme sıklığının yüksek olduğunu ancak eğitimli
kadınlarda da hiç azımsanmayacak kadar sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
Vajinusmus cinsel terapiyi zorunlu kılan bir hastalıktır. Terapiye çiftlerin
birlikte başvurması önerilir. En az 6-8 seanslık cinsel tedavi gerekir. Terapide
vajinusmusa neden olan psikolojik faktörler ele alınır ve beraberinde
duyarsızlaştırıcı cinsel davranış ödevleri verilir. Vajinusmus sorunu yaşayan
kadınların öncelikle kadın doğum uzmanına başvurduğunu söyleyen Anadolu Sağlık
Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İbrahim Sözen, tedavi
arayışının birçok vakada evlilikten sonraki bir yıl içinde ortaya çıktığını,
bazı vakalarda 20 yılı geçtiğini bildiriyor. Geleneksel aile yapısına sahip
olanların tıbbi yardım arayışının, Batı’daki çiftlerden daha erken olduğuna
dikkat çeken Dr. Evrim Erbek, bunun nedeninin ilk gece ritüeli ve aile
büyüklerinin çocuk beklentisi olduğunu söylüyor. Vajinusmus tedavi programının
içinde kadın doğum uzmanı ve psikiyatrist ve fizik tedavi uzmanlarının birlikte
bulunması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Sözen, “Psikiyatrist olayın
psikolojik kökenlerine inmeye çalışıyor ve bu kadınların birçoğunda görülen ve
beyinlerinin gizli yerlerinde olan cinselliğe karşı olumsuz bakış açılarını
değiştirmeye çalışıyor. Kadın doğum uzmanı, fizik tedavi doktorları ile birlikte
mümkünse vajen ortamını tekrar kabul edilebilir bir ortam haline getirmeye
çalışıyor. Tedavi başlangıçta ‘duyarsızlaştırma egzersizleri’ ile oluyor.
Hastanın çok duyarlı olduğu vajen ortamının ihlalinin aslında normal bir olay
olduğu kadına öğretilmeye çalışılıyor. Kadına ev egzersizleri verilerek, önce
kadının parmaklarından, ardından da dilatörlerden yararlanılıyor. Haftalar süren
bu egzersizlerden sonra, belli bir aşamaya gelindiğinde, partner devreye
giriyor. Bu duyarsızlaştırma egzersizlerinin sonunda cinsel ilişki
gerçekleştiriliyor” diyor. Duyarsızlaştırma egzersizleri ile sonuç alınmayan
hastalarda alternatif yöntemler denendiğini söyleyen Op. Dr. Sözen, bu
alternatif yöntemler içinde son dönemlerde ön plana çıkanlardan bir tanesinin
botoks tedavisi olduğunu bildiriyor. Botoks, genişletme tedavisinde yardımcı
olarak vajene girişin ağrılı olmasının gerekmediğini öğretebilir. Ancak,
vajinusmusu çözmez” diyen Sözen, botoks tedavisi ile birlikte uygun
psikoterapinin de sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Botoks tedavisi,
diğer tedavi yöntemlerinden yanıt alınamaması halinde uygulanıyor.
Erkeklerde Sıklıkla Görülen Cinsel Sorunlar
Üroloji kliniklerine en sık başvuru nedenini erken boşalma, sertleşme ve cinsel
istek eksikliği oluşturuyor. Erkeklerin üç dönemde mutlaka ürolojik kontrolden
geçmesi gerektiğini söyleyen ASM Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, bu
dönemleri “yeni doğan dönemi”, “ergenlik (puberte) dönemi” ve “50 yaşından sonra
her yıl” olarak sıralıyor. Eğer ailede prostat kanseri hikayesi varsa bu
ürolojik yıllık kontrollerin 50 yerine 40 yaşından sonra başlaması gerekiyor.
İnmemiş testis problemi:
Yenidoğan döneminde doğumsal anomalilerin saptanabilmesi için genital muayenenin
önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarcan, “Bunların başında da yenidoğan erkek
çocukların yüzde 3-4’ünde görülen inmemiş testis geliyor. İnmemiş testisin iki
tane önemli komplikasyonu, artmış testis kanseri riski ve kısırlıktır. İnmemiş
testisin mutlaka 1 yaşına kadar tedavi edilmesi gerekir. Tedavisi cerrahidir”
diyor.
Bunun dışında penis anomalileri, hormonal bozuklukların genital organlara
yansıttığı anomalilerin, erken dönemde mutlaka tanınması gereken durumlar
olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarcan, “Bir diğer önemli anomali idrar
deliğinin penisin yüzünde herhangi bir noktada olması anlamına gelen
‘hipospadias’tır. Her 300 doğumdan birinde rastlanır. Özellikle hipospadiaslı
erkek çocukların kesinlikle sünnet olmaması gerekir. Bu çocukların ideal tedavi
yaşı genellikle bir yaş civarındadır” diyor.
Varikosel:
Ergenlik dönemindeki kontrollerde testiküler varikoselin araştırılması
gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarcan, “Testisin toplardamarlarının variköz
genişlemesi anlamına gelen ‘varikosel’, genelde 10-15 yaşları arasında ortaya
çıkar. Tanı bazen bu durumun aile veya hastanın kendisi tarafından fark edilip
uzmana başvurması ile ancak çoğu zaman da kısırlık gibi komplikasyonları ortaya
çıktıktan sonra yapılan ürolojik araştırmada gerçekleşiyor. Testiküler varikosel
normal populasyonda yüzde 15 oranında görülürken kısırlık problemi yaşayan
erkeklerin yarısında görülüyor. Varikosel sperm hücresinin sayısını, hareketini
ve şeklini olumsuz yönde etkiliyor. Varikosel erken saptanıp ameliyat
edildiğinde başarı oranları çok yüksek. Ancak sperm üretimi ileri derecede
bozulduğunda ameliyatla normale çevirmek mümkün olmuyor” diyor.
Sertleşme kaybı:
Sertleşme kaybı, cinsel ilişki için yeterli ve gerekli sertleşmeyi sağlayamama
veya sürdürememe durumu olarak tanımlanıyor. 40-50 yaşın üzerindeki sertleşme
bozukluklarının nedenini daha çok damarsal etkenler oluşturuyor. Damar sertliği,
hipertansiyon, diyabet gibi durumlarda, penisin damarlarında ve düz kasında
patolojik değişiklikler meydana gelmesi, penisin kanla dolma ve kanı orada
sıkıştırma yeteneği azalıyor. Sertleşme kaybının tedavisinde son yıllarda ortaya
çıkan ve ağızdan alınan Fostodiesteraz 5 inhibitörleri adı altında toplanan bir
ilaç ailesinin devrim yarattığını söyleyen Prof. Dr. Tarcan, “Daha önce ağızdan
alınacak bir ilaçla damarsal sorunlara bağlı sertleşme kaybının tedavisi mümkün
değildi. Enjeksiyon, vakum ve hasta bunlardan fayda görmüyorsa penil protez
ameliyatları yapılıyordu. Ancak bu ilaçlar ortaya çıktıktan sonra penil protez
ameliyatlarına duyulan ihtiyaç önemli oranda azaldı. Bu ilaçlar kalıcı tedavi
etmiyorlar, aldığınız sürece etkililer. Mutlaka bu ilaçların doktor kontrolünde
kullanılması lazım. Çünkü, nitrat içeren tansiyon ya da kalp ilaçlarıyla
birlikte alındığında şiddetli hipotansiyona neden olarak, ölümle sonuçlanacak
durumlara yol açabiliyorlar” diyor.
Damarsal nedenlerle ortaya çıkan sertleşme probleminin altta yatan
kardiyovasküler riski ortaya koymak adına da bir uyaran olması gerektiğini
söyleyen Prof. Dr. Tarcan, “Bir hasta grubunda sertleşme problemi kalp
hastalığının ilk belirtisidir. Onun için organik kaynaklı bir sertleşme problemi
ile başvuran bir hastada altta yatabilecek gizli kalp veya şeker hastalığının
mutlaka araştırılması gerekir. Çünkü penis aslında bir damarsal organdır.
Penisin damarlarında olan bir problem, vücudun diğer damarlarında da olabilir.
Dolayısıyla kişilerin sertleşme kaybını önemsemeleri, göz ardı etmemeleri
gerekir” diyor.
Erken boşalma:
Erken boşalmanın altında psikojenik nedenler ya da organik nedenlerin
bulunabileceğini söyleyen Prof. Dr. Tarcan, “Erken boşalma ile ilgili iki türlü
tedavi var. Bunlardan biri trisiklik antidepresanlarla yapılan ilaç tedavisi
diğeri ise cinsel terapilerdir. Bunlar, cinsel ilişki sırasında hastanın kendini
kontrolünü ve geç boşalmayı öğrenmesini sağlayan genelde psikolog ya da
psikiyatristler tarafından yapılan cinsel terapilerdir” diye hatırlatıyor.
Testosteron yetmezliği:
Prof. Dr. Tufan Tarcan, son yıllarda testosteron replasman tedavisinin de
gündeme geldiğini hatırlatarak, “Testosteron erkeklerde üremenin, cinsel işlevin
devamında, libidonun sağlanmasında, kemik ve kas yapısının korunmasında gerekli
bir hormondur. Testosteron yetmezliği sendromu hem cinsel işlev bozukluklarına,
hem de bir mod değişikliğine, yani hayata olan iştahımızın kaybolmasına neden
oluyor. Birçok olguda da testesteron hormonun yerine konması hem cinsel işlevi
düzeltiyor hem osteoporoz riskini azaltıyor, hem vücut kas yapısını koruyor.
Dolayısıyla hayat kalitesini düzeltiyor” diye açıklıyor.
Sağlıklı Cinsellik İçin 5 Altın Kural
Psikolog Aslıhan Kurt, sağlıklı cinsellik için en önemli 5 unsuru şöyle
sıralıyor:
- Karşılıklı rıza: Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli ve gönüllü
olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme ve
sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması.
- Eşitlik: Kişisel güç algısı anlamında, partnerinizle eşit durumda olduğunuz
gerçeğini kabul etmek önemlidir. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz
ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.
- Saygı: Kendinize ve partnerinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.
- Karşılıklı güven: Oldukça hassas olan bu aktivitenin karşılıklı güven
oluşmadan yapılması, taraflar arasında nahoş duygular yaratabilir.
- Korunma: Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen
gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunulan bir ortamın
yaratılmasıdır.
| |
|