|
| |
Gebelik ve Doğum >>>
Doğum Kontrol Hapları
Doğum kontrol hapları
kadının yumurtalıklarında üretilen östrojen ve progesteron hormonlarının
laboratuvar ortamında üretilmiş türevlerini içeren ve düzenli olarak
kullanıldıklarında gebeliği oldukça başarılı bir şekilde önleyen ilaçlardır.
Günümüzde kullanılan yeni jenerasyon haplar oldukça düşük dozda hormon içerirler
ve doktor değerlendirmesini takiben başlandıklarında yan etkileri nispeten düşük
ve güvenli ilaçlardır.
DOĞUM KONTROL HAPLARININ İÇERİĞİ
Doğum kontrol hapları çok çeşitli markalarda kullanıma sunulmuş olup çoğu 21
tablet içerir. Markaların büyük kısmında her tablet sabit dozda bir östrojen ve
progesteron hormonu türevi içerir.
Yurtdışında bazı doğum kontrol hapları kullanım kolaylığı sağlamak açısından 28
tabletten oluşur. Bu hapların son 7 tanesi demir veya kimyasal olarak etkisiz
bir madde içerir. Ülkemizde henüz bulunmayan bu ticari şekilde 28 tablet
bulunmasının amacı 7 gün ara verme zorunluluğunun ortadan kaldırılarak
kullanıcıya kolaylık sağlamaktır.
Doğum kontrol haplarının bazıları "multifazik" ilaçlardır. Bu ilaçlarda kutudaki
tabletlerin bir kısmının hormon içerikleri diğerlerinden farklıdır. Ülkemizde
daha çok içindeki her tabletin hormon içeriği birbiriyle aynı olan "monofazik"
ilaçlar kullanılmaktadır.
Doğum kontrol haplarının tümü bir östrojen hormonu türevi olan etinil östradiol
adlı maddeyi içerir. Bundan yaklaşık 40 yıl önce ilk piyasaya çıkan ilaçların
içerdiği 50 mikrogramlık östrojen dozu günümüzde kullanılmamaktadır. Günümüzdeki
doğum kontrol haplarında östrojen dozu 35 mikrogram, 30 mikrogram ve 20
mikrogram şeklindedir ve kadınların önemli bir kısmı yaklaşık 10 yıl önce
piyasaya sürülmüş olan ve dozun azaltılmış olması nedeniyle yan etkileri daha az
olan 20 mikrogram östrojen içerikli ilaçları kullanmaktadır.
Doğum kontrol haplarının tümü östrojen hormonu türevine ek olarak progesteron
hormonu türevi bir madde içerir. Bu madde de doğum kontrol haplarının tarihi
boyunca oldukça değişikliklere uğramıştır. Hapların kullanıma sunulduğu ilk
yıllarda testosteron ("erkeklik hormonu") benzeri yan etkileriyle ciddi olabilen
sorunlara yol açabilen bu maddelerin yeni jenerasyonları bu yan etkilerden büyük
oranda arındırılmış durumdadır.
YENİ JENERASYON (DÜ?ÜK DOZ) DO?UM KONTROL HAPLARI
1960 yılında ilk kullanıma sunulduklarında oldukça yüksek dozda hormon içeren
haplar zaman geçtikçe değişime uğramışlar, ilk kullanılan östrojen hormonu dozu
olan 50 mikrogram daha sonra 35 ve hatta 30 mikrograma kadar düşürülmüştür.
Östrojen hormonu dozundaki azalmanın gebelikten koruyucu etkiyi azaltmadığının
gözlenmesi üzerine araştırmalar hapların içindeki dozun daha da azaltılıp
azaltılamayacağı üzerine yoğunlaştırılmıştır.
Günümüzde en yeni jenerasyon doğum kontrol haplarının içinde artık 20 mikrogram
östrojen hormonu bulunmakta ve bu dozu içeren hapların koruyuculukları daha
yüksek doz içerenlerle eşit bulunmaktadır.
Ülkemizde şu anda hem 35, hem 30 hem de 20 mikrogram östrojen hormonu içeren
ilaçların tümü bulunmaktadır.
Doktordan doktora değişmekle beraber doğum kontrol amacıyla reçete edilen bu
ilaçlarda çoğu doktor en düşük doz içeren ilaçları reçete etmektedir. Bazı
durumlarda önceden daha yüksek doz ilaçla korunan kadınlara da daha düşük dozlu
haplara geçiş imkanı sunulabilmektedir.
En düşük dozu içeren hapların daha yüksek doz içerenlere göre çok sayıda
avantajı vardır:
Düşük dozlu ilaçların en önemli avantajı östrojen hormonu dozuyla direkt
bağlantılı olan ve bazen ciddi sonuçları olabilen damarsal sorunların bu
ilaçlarda çok daha düşük oranda ortaya çıkmasıdır.
Diğer avantajlar arasında en önemlileri bulantı, baş ağrısı, kilo alma, ruh hali
değişiklikleri gibi yan etkilerin daha düşük oranda gözlenmesidir.
Düşük doz hapların yüksek dozlulara göre tek dezavantajı bu ilaçların daha
yüksek oranda lekelenme tarzında kanamalara yol açabilmeleridir. Bu yan etki
genellikle 4 kutuluk kullanımdan sonra ortadan kalktığından büyük bir dezavantaj
olarak görülmeyebilir.
Doğum kontrol haplarının muhtemel olumsuz etkileri konusunda halk arasında
söylenenlerin çoğu yüksek doz östrojen içeren haplar zamanında üretilmiş
hurafelerdir.
NASIL ETKİ EDERLER?
Doğum kontrol hapları içerdikleri yüksek doz östrojen ve progesteron hormonu
türevlerinin etkileriyle yumurtlama sürecini geçici olarak durduran ve bu
şekilde gebeliği önleyen ilaçlardır.
Doğum kontrol hapları beyinde hipofiz ve hipotalamus bölgesinden salgılanan ve
yumurtalıkları uyaran hormon salgısını engelleyerek etki ederler. Adet döngüsünü
sağlayan mekanizma beynin bu bölgelerinden salgılanan hormonların yumurtalıklara
etki etmesi sonucu folikül gelişimini ve yumurtlama olgusunun ortaya çıkmasını
sağlamaktadır. Bu döngüde yumurtalıklardan salgılanan östrojen hormonu ve
yumurtlama sonrasında devreye giren progesteron hormonu beyinden daha fazla
hormon salgısını engeller. Adet kanaması olduktan sonra yumurtalıklardan hormon
salgısı azaldığından beyinden hormon salgısı yeniden başlar ve adet döngüsü
yeniden devreye girer.
Doğum kontrol haplarının içerdiği hormonlar östrojen ve progesteron
hormonlarının laboratuvar koşullarında üretilmiş türevleridir. Bu maddeler aynen
orijinalleri gibi beyinden hormon salgısını azaltma özelliğine sahiptirler.
Böylece beyin bu hormonları sanki yumurtalıklardan salgılanıyormuş gibi algılar
ve kendi hormonlarının salgısını durdurur. Yumurtlama işlevi devre dışı
kaldığından gebe kalma da söz konusu olmaz.
Doğum kontrol hapları kullanan kadınlarda yukarıdaki mekanizma yumurtlama
olgusunu ortadan kaldırmada her zaman başarılı olamayabilir. Yumurtlama ortaya
çıksa dahi doğum kontrol haplarının içeriğinde bulunan ve vücuda ilaç alımıyla
yumurtalıklardan salgılanan miktardan nispeten daha fazla giren progesteron
türevi madde rahim iç tabakasını embriyonun yerleşmesine elverişsiz hale
getirir. Aynı madde rahim ağzı salgısını spermlerin geçişine elverişsiz hale
getirerek gebeliği engeller.
Sonuç olarak doğum kontrol hapları çok çeşitli mekanizmalarla gebeliğin
başlamasını ve gelişmesini oldukça etkili bir şekilde engellerler.
Doğum Kontrol Haplarının Gebelikten Korumadaki Başarı Oranları
Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol hapları koruyuculuk oranları
oldukça yüksek olan ilaçlardır ve gebelik çok nadiren oluşur.
Koruyuculuk, bir kutu tam olarak kullanılacağı varsayılırsa ilk kutunun ilk
hapının alınmasıyla başlar ve kutunun bitiminde yeni kutuya başlanmadığında
biter.
DOĞUM KONTROL HAPLARI NASIL KULLANILIR?
Doğum kontrol hapları, komple bir jinekolojik değerlendirme sonrasında, doktor
önerisine göre başlanır. Jinekolojik değerlendirme, doğum kontrol hapı
kullanması riskli olan kadınların ayrımını sağlamak açısından son derece
önemlidir. Doktor kontrolünde hapların ne şekilde kullanılacağı ve herhangi bir
yan etki oluşması durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ayrıntılı bir
şekilde anlatılır.
Ülkemizde yaklaşık 30 civarında doğum kontrol hapı markası bulunmakta olup her
birinin kendine göre bazı farklılıkları vardır. Doktor yaptığı değerlendirme
sonrasında hastasına en uygun olan doğum kontrol hapını reçete eder.
İlk kutunun ilk hapı adet kanaması başlangıcının tercihen birinci günü, en geç
beşinci günü alınmalıdır. Koruyuculuk o ay hapların düzenli olarak kullanılacağı
varsayılırsa hemen başlar.
Kutunun içindeki ilaçlar 21 gün sonunda biter. Bir haftalık ara sonunda diğer
kutuya geçilir. Ara verilen süre içerisinde genellikle kutunun bitiminden iki
gün sonra adet kanaması gerçekleşir. Adet kanamasının ne zaman gerçekleştiği
önemli değildir ve 28 günlük düzenli bir adet döngüsünü oluşturmak açısından her
zaman iki kutu arasında bir hafta ara verilir.
Yurtdışında bulunan ve henüz ülkemizde kullanımda olmayan bazı doğum kontrol
hapları günlük tablet alma alışkanlığını bozmamak için 28 tablet içerirler. Bu
tabletlerin 21 tanesi hormon içerirken 7 tanesinin içinde genellikle demir
vardır. Bu tip haplarda 21 gün sonrasında 1 hafta boyunca renkleri farklı olan
haplar da alınır ve bu bir hafta içerisinde adet kanaması ortaya çıkar. Daha
sonra aynen 21 günlük haplarda olduğu gibi kullanıma devam edilir.
Haplar her günün belli bir zaman diliminde (sabah, öğlen, akşam veya gece
yatarken) tok karnına alınır. Hapların aynı saatte alınması koşul olmamakla
beraber hap alma alışkanlığını korumak açısından kadının belli bir saati
belirlemesi ve günlük hapını bu saatte alması önerilir.
Belli aralıklarla "rahimi dinlendirmek" gerekli mi?
Yıllar önce doktorlar doğum kontrol hapı kullanan kadınlara belli aralıklarla
(genellikle 6 ayda bir) belli bir süre (genellikle 2 ay) hap kullanımına ara
vermeyi önermekteydiler. Yapılan çalışmalarda bu ara verme döneminde gebelik
oluşma ihtimalinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bilimsel olarak "rahimi
dinlendirmenin" gerekli olduğunu gösteren bir bulgu mevcut değildir. Bu nedenle
günümüzde bu ara verme döneminden vazgeçilmiştir. Hap kullanan kadınların bebek
sahibi olmaya karar verdikleri zamana kadar kullanıma devam etmeleri
önerilmektedir.
İlaç Kullanımın Unutulması Durumunda Yapılması Gerekenler
İlacın günlük dozu unutulduğunda ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. Bu
durumda koruyuculuk oranı azalmaz.
İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda kullanımın ilk iki haftalık
döneminde bulunuluyorsa iki gün üst üste ikişer adet alınır ve bir hafta boyunca
ek bir yöntemle korunulur.
İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda kullanımın sonuncu haftasında
bulunuluyorsa veya herhangi bir zamanda ilacın üç gün veya daha fazla dozu
unutulmuşsa doktordan yardım istenmelidir.
Özel Durumlar
İçerdikleri östrojen hormonu nedeniyle özellikle ilk kullanım günlerinde haplar
bulantıya neden olabilirler. Bulantı gidericilerle genellikle kontrol altına
alınabilen bulantı kusmayla sonuçlandığında hap alım üzerinden bir saat ve daha
fazla geçtiğinde doz tekrarı gerektirmez. Bir saatten önce oluşan kusma alınan
hapın kana geçmesine engel olabileceğinden bulantı giderici ilaç alındıktan
sonra doz tekrarlanmalıdır.
Herhangi bir nedene bağlı gelişen ishal de alınan günlük dozun kana geçmesine
engel olabilir. Bu durumlarda ilaç kullanımına devam edilmeli ve ishal birkaç
günde geçmiş olsa dahi bir hafta boyunca ek bir yöntemle gebelikten
korunulmalıdır.
Doktora Başvurulması Gereken Durumlar
-
Ağrı kesicilere cevap
vermeyen baş ağrısı;
-
Görme bozukluğu;
-
Göğüs ağrısı;
-
Bacaklarda şişme ve
ağrı;
-
Karın ağrısı;
-
İster hafif ister
şiddetli olsun, normal olmadığı düşünülen herhangi bir belirtinin ortaya
çıkması.
Hap Kullanan Kadınların
Olağan Doktor Kontrolleri
İlk doktor değerlendirmesinde hap kullanımı açısından uygun görülen kadınlar
doktorları tarafından belli bir süre sonunda (doktordan doktora değişebilen bir
sıklıkta, genellikle 2-4 ay sonunda) kontrol için geri çağırılırlar. Bu ilk
kontrolün amacı hapların muhtemel yan etkilerinin değerlendirilmesi ve muhtemel
hatalı kullanımların ortaya çıkarılması ve hataların düzeltilmesidir. Bu kontrol
sonrası hap kullanan kadınlar aynen hap kullanmayan kadınlar gibi yıllık olağan
muayenelere çağrılırlar. Çeşitli nedenlerle doktor hastasını daha sık görmek
isteyebilir.
DO?UM KONTROL HAPLARININ OLUMLU "YAN ETKİLERİ"
Doğum kontrol haplarını düzenli olarak kullanan kadınlar istenmeyen bir
gebelikten korunma yanında çok farklı avantajlar elde ederler. Bu avantajların
bazıları ilk kutuyla başlarken, bazıları uzun vadeli kullanımda ortaya çıkar.
Doğum kontrol hapları bazen yalnızca aşağıdaki listede yer alan yan etkilerinden
faydalanmak için reçete edilirler.
Düzenli kullanımda doğum kontrol hapları:
Adet döngüsünün düzenli olmasını sağlarlar.
Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler.
Adet öncesi gerginlik belirtilerini azaltırlar ve bu etkileriyle PMS
hastalığında (adet öncesi gerginlik sendromu) tedavi amaçlı olarak
kullanılırlar.
Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür.
Hap kullanan kadınlarda akne (sivilce) ve tüylenme daha az sıklıkla görülür.
Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim kanseri ve yumurtalık
kanseri çok daha az sıklıkla görülür.
Gebelik oluşma riskinin azalması dış gebelik ortaya çıkma riskinin de azalmasını
sağlar.
Yumurtlama süreci baskılandığından hap kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık
kistleri de daha az görülür. Bu etki düşük doz doğum kontrol hapı kullanan
kadınlarda çok güçlü değildir.
Hap kullanan kadınlarda fibrokistik meme sorunu daha az görülür.
Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyon gelişme riskini azaltırlar. Bir yıllık
kullanımda pelvik enfeksiyon riski en az %50-60 oranında azalır ve bu durum hap
kullanıldıkça devam eder. Bu etki muhtemelen doğum kontrol haplarının içerdiği
progesteron hormonu türevi maddenin rahimağzı salgısını bakterilere karşı daha
az geçirgen hale getirmesiyle ilgilidir. Bazı çalışmalar hap kullanımına bağlı
olarak rahimağzında erozyon ("yara") geliştiğinde bölgede klamidya
bakterilerinin daha kolay çoğalabildiğini göstermiş olsa da bu durum henüz
kanıtlanmış değildir.
Hap kullanan kadınlarda mantara bağlı vajinit dışında kalan diğer vajinit
türlerinin daha az sıklıkla görüldüğü saptanmıştır.
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda endometriyozis daha az sıklıkla görülür
ve endometriyozis hastalığı olan kadınlarda belirtiler daha hafif seyreder.
Doğum kontrol hapı kullanımının miyomlara karşı koruyucu olduğu belirlenmiştir.
Hap kullanımı romatoid artrit hastalığı ve ateroskleroz ("damar sertliği")
gelişme riskini azaltır.
Hap kullanan kadınlarda kemik yoğunluğu daha yavaş azalır. Bu etki düşük doz
doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda çok güçlü değildir.
DO?UM KONTROL HAPLARININ OLUMSUZ YAN ETKİLERİ
Damar Tıkanıklığı Gelişme Riskinin Artması
Doğum kontrol haplarının en korkulan yan etkileri kanın pıhtılaşmaya eğilimini
artırmaları nedeniyle damar tıkanıklığına yol açabilmeleridir. Bu yan etki
günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde çok ender görülür hale
gelmiştir.
Bu ciddi yan etkinin gelişme riskini en aza indirmenin en iyi yolu damar
tıkanıklığı gelişme riski nispeten yüksek olan kadınların bu ilacı hiçbir
şekilde kullanmamalarıdır. Bu ayrımı ancak bir doktor yapabileceğinden hapların
doktor değerlendirmesi sonrasında başlanması son derece önemlidir.
Okuyucunun aklına "az da olsa damar tıkanıklığı gibi ciddi bir soruna yol açma
riski olan bir ilacın doktorlar tarafından nasıl bu kadar rahatça
önerilebileceği" sorusu gelebilir. Öncelikle bilinmesi gereken yeni jenerasyon
düşük dozlu doğum kontrol haplarının uygun durumlarda kullanıldığında damar
tıkanıklığı yaratma riskinin oldukça düşük olduğudur. Diğer önemli nokta hiçbir
ilacın yan etkisiz olamayacağı gerçeğidir. İlaç kullanırken temel prensip
kar/zarar oranının ne kadar yüksek olduğudur. Hap kullanımından elde edilen kar
(gebelikten korunma ve diğer etkiler), çok düşük olasılıkla ortaya çıkması
beklenen zararlara göre çok daha fazladır.
Doğum Kontrol Hapları Ve Kanser
Kadınların çoğu "kanser yapar" korkusuyla hap kullanmaktan çekinirler.
Elimizdeki veriler doğum kontrol hapı kullanımının rahim iç tabakası ve
yumurtalık kanseri ortaya çıkma riskini azalttığını göstermektedir.
İstatistikler bir yıl gibi kısa süreli bir kullanımın bile rahim iç tabakası
kanseri görülme sıklığını yarı yarıya azalttığını ve üç yıllık kullanımda bu
koruyucu etkinin en üst seviyeye ulaştığını göstermektedir. Hap bırakıldıktan
sonra koruyucu etki 20 yıl daha devam etmektedir.
Yumurtalık kanseri ilk belirtilerini genellikle çok geç evrelerde veren oldukça
öldürücü bir kanser türüdür ve hapların bu kanser türünden koruyucu etkisi 3-6
ay gibi çok kısa süreli bir kullanımda bile başlar. Hapların kullanım süresi
arttıkça koruyucu etki daha da yükselir. 10 yıl süreyle hap kullanan bir kadında
yumurtalık kanseri gelişme riskinin %80 oranında azaldığı ve hap bırakıldıktan
sonra koruyucu etkinin en az 15-20 yıl daha devam ettiği gösterilmiştir.
Yumurtalık kanseri ailevi geçişli olduğu düşünülen kanser türlerinden bir
olduğundan hapların koruyucu etkisi özellikle ailesinde yumurtalık kanseri
öyküsü olan kadınlarda ciddi bir koruma seçeneği olabilir.
Meme kanseri konusunda veriler çelişmekle beraber, haplar muhtemelen bu kanser
türünün ortaya çıkma riski üzerinde etkisizdirler. Bu konudaki çalışmalar halen
devam etmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalardan çıkan en önemli sonuçlardan
biri hap kullanımının meme dokusu içinde gelişmeye başlamış ancak belirti
vermeyen kanser kitlesinin gelişimini hızlandırabilmesidir. Kar/zarar oranı
karşılaştırıldığında hap kullanımından elde edilen kar çok düşük olasılıkla
ortaya çıkan bu etkinin vereceği muhtemel zarardan çok daha fazladır.
Bazı çalışmalar hap kullanan kadınlarda menopoz sonrası kanser riskinin
azaldığını göstermiştir.
Rahim ağzı kanseri üzerinde hapların bir etkisi olmasının beklenmemesiyle
beraber, hap kullanan kadınlarda rahimağzı kanserlerinin öncüleri daha sık
yakalanmaktadır.
Doğum kontrol hapı kullanmaya devam eden kadınlar yıllık muayenelere gelme
konusunda daha tutarlı davrandıklarından muayeneyle erken dönemde yakalanabilen
kanser türleri (meme kanseri, rahimağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonlar) daha
sık ortaya çıkarılabilmektedir. Bu durum istatistiklere "doğum kontrol hapı
kullananlarda rahimağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonlar ve meme kanseri daha
sık görülmektedir" şeklinde yansıyor olabilir.
Bulantı ve Kusma
Hapların içeriğinde bulunan östrojen hormonu beyindeki bulantı merkezine direkt
etkiyle bulantı ve bazen kusma şikayetinin ortaya çıkmasına neden
olabilmektedir. Özellikle erken gebelik döneminde bulantı sorunu yaşayan
kadınlarda bu yan etki daha sık gözlenir.
Günümüzde kullanılan düşük doz haplarda bu yan etki de daha az görülmekte ve
genellikle birkaç kutu bitiminde vücudun ilaca alışması sonrasında bulantı
ortadan kalkmaktadır.
İlaç Etkileşimleri
Hapın içindeki östrojen hormonu karaciğerden atılan bir maddedir ve karaciğerin
ilaç atma işlevlerini hızlandıran ilaçlar (bazı antibiyotikler, bazı sara
ilaçları ve diğer bazı ilaçlar) hapın vücuttan daha hızlı atılmasına ve böylece
koruyuculuğunun azalmasına neden olabilir. Her kadının hap kullanımına
başlamadan önce doktoruna kullanmakta olduğu ilaçları ayrıntılı olarak
bildirmesi bu nedenle son derece önemlidir.
Hipertansiyon ortaya çıkması
Bazı duyarlı bireylerde hap kullanımı tansiyon yükselmesine neden olabilir.
Ender görülen bu yan etkinin ilaç kesildikten sonra ortadan kalkması 3-6 ayı
bulabilir.
Adet Düzeni Değişiklikleri
-
Lekelenme tarzı ara
kanamalar
Özellikle düşük dozlu doğum kontrol hapları ilk kullanım aylarında %10-30
kadında adet döngüsünün ilk günlerinde birkaç gün süren lekelenme tarzında
ara kanamalara yol açabilir. İlacın koruyuculuğunu hiçbir şekilde azaltmayan
bu durum genellikle en çok dört kutu kullanımından sonra ortadan kalkar.
Diğer bir ara kanama şekli de hapların aylar süren sorunsuz bir kullanım
sonunda ortaya çıkan ara kanamalardır.
Her iki ara kanama şeklinin ortaya çıkma nedeni benzerdir: yumurtalıklardan
üretilen dozlarda östrojen ve progesteron hormonu salgısına alışmış rahim iç
tabakasının yeni duruma adapte olmaya çalışma süreci. Ara kanamaların daha
çok sigara içen kadınlarda ortaya çıktığı dikkat çekmektedir.
Hap kullanan kadınların ara kanama ortaya çıktığında durumu doktorlarına
iletmeleri ve kanamanın başka bir nedene bağlı olmadığından emin olunması
amacıyla jinekolojik muayeneden geçmeleri önemlidir.
Hap kullanımı uzun süre devam ettirilmesine karşın düzelmekte direnen ara
kanamalarında daha farklı bir markaya geçiş yapılması veya takviye hormon
alınması gerekli olabilir.
-
Adet kanamasının
olmaması
Hapların içerdiği progesteron hormonu bazı kadınların adet görmekte
zorlanmasına neden olabilir. Bu durumda hap kullanımına devam etmek ve
kutular arası olağan 7 günlük arayı vermek uygun bir seçenek olabilir. Adet
görememekten rahatsız olan kadınlar ilacı bıraktıktan belli bir süre sonra
yeniden adet görmeye devam ederler. Bu yan etkinin ortaya çıkma olasılığı
hap kullanım süresi arttıkça artar.
-
Adet kanamasının
azalması
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda adet kanama gün ve toplam miktarının
azalması hemen hemen bir kuraldır. Bu yan etkiyi olumsuz olarak
değerlendirmek anlamsızdır. Kanamanın azalmasının nedeni "kanın içeride
hapsolması" değil, kanayacak rahim iç tabakası gelişiminin hap kullananlarda
daha az olmasıdır.
-
Depresyon ortaya
çıkması
Düşük dozlu doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir.
Ortaya çıktığında ilacın kesilmesi önerilir.
-
Libido (cinsel istek)
azalması
Doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir. Ortaya
çıktığında ilacın kesilmesi önerilir.
-
Emzirme Döneminde Süt
Salgısı Üzerine Olan Etkiler
Doğum kontrol hapları sütün miktarını ve kalitesini azaltırlar ve bu nedenle
emziren annelerin başka yöntemlerle korunması önerilir.
-
Kilo alımı
Doğum kontrol haplarının dozları düşürüldükten sonra bu yan etki de daha az
görülür hale gelmiştir. Özellikle kilo alma korkusu nedeniyle hap
kullanmaktan çekinen kadınların dört ay boyunca hapı denemeleri ve bu süre
sonunda kilo alıp almadıklarını değerlendirmeleri hapın kendilerinde kilo
aldırıcı etkisi olup olmayacağını test etmeleri için yeterlidir. Her kadının
her yıl doğal olarak 0.2-0.4 kilogram aldığı göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Memelerde hassasiyet
ortaya çıkması
Bazı durumlarda doğum kontrol hapı kullanımı memelerde dolgunluk ve
hassasiyet ortaya çıkmasına neden olabilir. Genellikle günlük hayatı
etkilemeyecek kadar hafif seyreden bu yan etki düşük dozlu doğum kontrol
haplarında oldukça ender olarak ortaya çıkmaktadır.
-
Laboratuvar
değişiklikleri
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda sedimantasyon, pıhtılaşma sistemini
ölçen değerler ve diğer birçok değer yalancı değişiklikler gösterebilir.
Doktorun laboratuvar sonuçlarını değerlendirirken bu durumu göz önünde
bulundurmasının sağlanması açısından hap kullanımı doktora iletilmelidir.
-
Rahimağzı Yarası
gelişimi
Hormonların rahimağzına etkileri bazı kadınlarda rahimağzı yarası ortaya
çıkmasına neden olabilir. Bu, genellikle selim bir durumdur ve gerekli
durumlarda çok basit yöntemlerle tedavi edilebilir.
-
Vajinada Mantar
Enfeksiyonu Gelişimi
Düşük doz doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir.
Ortaya çıktığında usulüne uygun olarak tedavi edilir.
-
Yüz Cildinde Lekelenme
Ortaya Çıkması
Düşük doz doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir.
Ortaya çıktığında tedavi edilmesi zor olabilir ve ilk belirtiler
görüldüğünde ilacın bırakılması faydalıdır.
-
Sivilce (ve tüylenme)
ortaya çıkması
Hapların içerdiği progesteron hormonu türevi maddenin erkeklik hormonu
benzeri yan etkileri yüzde ve vücudun diğer hassas bölgelerinde sivilce ve
ileri durumlarda tüylenme ortaya çıkmasına neden olabilir. Yeni jenerasyon
doğum kontrol haplarının içerdiği progesteron hormonu türevi maddeler bu
etkiden büyük oranda arındırılmış olduklarından modern haplarda bu yan etki
çok ender olarak ortaya çıkar. Aksine sivilce ve tüylenme şikayeti olan
kadınlarda yeni jenerasyon hapların bu şikayetleri azaltıcı etkileri olduğu
bilinmektedir.
-
Baş Ağrısı Ortaya
Çıkması
Düşük doz doğum kontrol haplarının ender görülen bir yan etkisidir. Ortaya
çıktığında mutlaka doktor haberdar edilmelidir. Ağrı kesicilere cevap
vermeyen baş ağrısı ilacın hemen kesilmesini gerektirir.
-
İlaç Bırakıldıktan
Sonra Gebe Kalabilirliğin Gecikmesi
Doğum kontrol haplarının gebe kalabilirliği kalıcı olarak ortadan kaldırması
teorik olarak mümkün değildir. Ancak hap kullanımı bırakıldıktan sonra
yumurtlamanın devreye girmesi 3 aya kadar gecikebilir.
-
Karaciğerde Selim
Tabiyatlı Tümör Oluşumu
Düşük doz doğum kontrol haplarının oldukça ender görülen bir yan etkisidir.
KİMLERİN DOĞUM KONTROL HAPI KULLANMALARI SAKINCALIDIR?
Doğum kontrol hapları uygun kişilerde usulüne uygun kullanıldıklarında nispeten
güvenli ilaçlardır ve bugüne kadar genital sistemde kalıcı bir hasar
bıraktıkları görülmemiştir. Hap kullanımının sakıncalı olup olmadığını
belirleyen temel etken hapların içerdiği ilaçların kan yoluyla diğer organlara
da etki etmeleri ve riskli durumlarda bu organlarda hasar oluşturmalarıdır.
Genel olarak aşağıdaki durumların varlığında doğum kontrol haplarının
kullanılması kesinlikle sakıncalıdır
-
gebelik şüphesi veya
gebelik varlığı;
-
nedeni henüz
belirlenmemiş adet dışı kanama;
-
ttromboflebit (damar
iltihabı) geçirmekte olmak veya daha önceden bu sorunu yaşamış olmak;
-
vücudun herhangi bir
organında damar tıkanıklığı sorunu yaşamakta olmak veya daha önceden bu
sorunu yaşamış olmak;
-
35 yaşın üzerinde olup
sigara kullanmakta olmak (günlük sayı önemli değildir);
-
yetmezlikle seyreden
kronik karaciğer hastalığı sorunu olmak;
-
meme kanseri şüphesi
olmak;
-
ilaç içinde bulunan
maddelere karşı allerjisi olmak.
Yukarıdaki maddeler
dikkatlice gözden geçirildiğinde doğum kontrol haplarının en büyük risklerinin
damarlar üzerinde olduğu görülebilir. Hapların içerdiği östrojen hormonu türevi
madde damarların içinde akan kanın pıhtılaşma eğilimini artırır. Normal
şartlarda bir yaralanma sonucunda kan kaybını önlemeye yönelik çalışan bu
mekanizma gereğinden fazla çalıştığında hayati organlara kan götüren damarlardan
birinin içinde bir pıhtı oluşmasına ve damarın tıkanmasına neden olabilir.
Özellikle damar tıkanıklığı geliştirme açısından risk altında olan kadınlarda
hap kullanımının pıhtılaşmayı artırıcı yöndeki eğilimi hayati sorunlar meydana
gelmesine neden olabilir.
Yukarıda ayrıca karaciğer sorunu olanların da hap kullanmaması gerektiği
vurgulanmıştır. Östrojen hormonu karaciğer yoluyla vücuttan atılan bir maddedir
ve karaciğer işlevleri yetersiz olan kadınlarda hormon vücuttan yeterince hızlı
bir şekilde uzaklaştırılamadığından birikici etkiler oluşabilir.
Östrojen hormonu meme dokusu üzerinde önemli etkilere sahiptir ve meme kanseri
şüphesi durumunda kesin tanı konana kadar bu hormonun kullanılmaması son derece
önemlidir.
Önceden sigara kullanmakta olan bir kadının sigara içmeyenler grubuna alınması
için kadının en az 12 aydır sigara kullanmıyor olması önemlidir. Sigarayı
bırakmak için kullanılan nikotin flasterleri ve nikotinli çikletler kullananlar
da "sigara içiyor" kabul edilirler.
Aşağıdaki durumların varlığında doğum kontrol hapları yalnızca doktorun yaptığı
değerlendirme sonrasında uygun görmesi durumunda kullanılabilir:
-
basit migren tipi baş
ağrıları ve diğer baş ağrısı türleri;
-
çeşitli kalp
hastalıkları;
-
jinekolojik muayenede
miyom saptanması;
-
hipertansiyon
hastalığı ilaçlarla veya diğer yöntemlerle tümüyle kontrol altına alınmış ve
35 yaşından genç olmak;
-
kontrol altına alınmış
şeker hastalığı varlığı;
-
Yaygın olmayan
varisler.
Migreni olan kadınlarda
kullanım
Doktorlar bilinen migren hastalığı olan kadınlara doğum kontrol hapı önermekte
pek istekli davranmazlar. Özellikle "kompleks" yani öncü belirtilerle seyreden
veya beraberinde görme bozukluğu, sersemlik, bulantı ve kusma gibi belirtiler
gösteren migren varlığında başka bir doğum kontrol yöntemi kullanmak en uygun
yaklaşımdır.
Migren belirtileri bazen ilk kez hap kullanımı esnasında da ortaya çıkabilir.
Ortaya çıkan baş ağrısı beraberinde başka bir belirti yoksa doktor önerisine
göre hap markasının değiştirilmesi veya en düşük dozlu haplara geçilmesi söz
konusu olabilir. Ağrı kesicilere cevap vermeyen veya beraberinde başka
belirtilerin de ortaya çıktığı migren tipi baş ağrılarında çoğu doktor hap
kullanımına son vermeyi önerir.
Sara hastalığı olan kadınlarda kullanım
Sara hastalığı kendi başına hap kullanımı açısından bir sakınca teşkil etmez ve
bazı kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımı sara nöbetlerinin sıklığının
azalmasına neden olabilir. Bazı sara ilaçlarının doğum kontrol haplarının
etkinliğini azaltması söz konusu olabileceğinden kullanılan ilaçların doktora
bildirilmesi önemlidir.
Ameliyat olacak olan kadınlarda kullanım
Hap kullanmakta olan ve herhangi bir nedenle ameliyat planlanan kadınlara
önceleri doğum kontrol haplarını ameliyattan dört hafta önce bırakması
önerilmekteydi. Günümüzde hapların içerdiği östrojen dozları oldukça düşük
olduğundan bu öneri çok ender durumlarda yapılmaktadır. Günümüzde özellikle
ameliyat sonrasında uzun süre hareketsiz kalması beklenen hastalara hap
kullanımına ara vermeleri önerilmektedir.
Safra kesesi hastalığı olan kadınlarda kullanım
Bilinen bir safra kesesi hastalığı kendi başına hap kullanımı açısından bir
sakınca teşkil etmemekle beraber hapların hastalığı ağırlaştırabileceği göz
önünde bulundurulmalı ve doktorun bu konudaki önerisine uyulmalıdır.
Düşük ve kürtaj sonrası kullanım
Doğum kontrol hapları düşük ve kürtajdan hemen sonra başlanabilir.
Doğum sonrası kullanım
Anne sütünün miktarını azaltabileceklerinden doğum kontrol haplarının emzirme
döneminde alınmaları uygun değildir. Emzirmeyi düşünmeyen annelerde ise doğumdan
6 hafta sonra kullanılmaya başlanabilir. Daha erken başlandığında damarsal sorun
ortaya çıkma riski artabileceğinden lohusalık döneminde kullanılması önerilmez.
DO?UM KONTROL HAPI KULLANIMINDA OLU?AN ÖZEL DURUMLAR
-
Gebelik oluşması
Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanılması durumunda gebelik oluşması
çok düşük bir olasılıktır. Ancak ilaç alımının unutulması, ilacın son
kullanma tarihinin geçmiş olması veya bilinmeyen bazı nedenlerle gebelik
oluşabilir.
Gebelik oluştuktan sonra anne adayı doğum yapmaya karar verirse bebeğin
gelişimi dikkatlice izlenir. Doğum kontrol hapı kullanılması esnasında
oluşan gebeliklerden doğan bebeklerde ciddi doğumsal kusurların ortaya çıkma
olasılığı ilacı kullanmamış olanlara göre çok yüksek değildir. Ancak bu tür
olguların bildirildiği bilimsel yayınların sayısı bu konuda bir sonuca
varmak için yeterli değildir. Genel olarak söylemek gerekirse doğum kontrol
hapı kullanırken gebe kalan kadınlarda, kadın bebeğini istiyorsa çok ender
durumlarda tahliye yönünde karar verilir.
-
İlaç kullanımına son
verilmesine rağmen adet görülememesi
Bazı durumlarda ilaç kullanımının kesilmesine rağmen düzenli adetler geri
dönmeyebilir. Bu durum ilaç bırakıldıktan sonra ilk üç ayda sıklıkla ortadan
kalkar. Ancak bir yıla kadar adet görülmeyen durumlar olabilir.
Doğum kontrol haplarının kadın üreme sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaları
söz konusu olmadığından adet görememe durumunda uygun tedaviyle veya
kendiliğinden düzenli adetler tekrar oluşur.
| |
|