|
| |
Gerdek Gecesi ve
İslamiyet - İlk Gece
GERDEK (ZİFAF) GECESİ
Evlenen bir çiftin ilk gecede gerdeğe girmesine "zifaf" denir. Zifaf
gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek çok genç erkek ve genç kız
bulunduğunu
sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi
nasıl
geçireceklerinin şaşkınlığı altında adeta ecel terleri döküyorlar.
Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir
gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar.
Bilmedikleri konular hakkında yeterli bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik
yaşamı boyunca o
gecenin anıları belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki
o gece nasıl
davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
Biz bu bölümde gençlerimizin ve
genç kızlarımızın gereksinim duydukları bilgileri ayrıntılarıyla vermeye
çalışacağız.
Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine
karşı bu ilk
gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik
yaşamının temelini
atmış olacaklardır.
Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu
konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu
tatmak
yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek
erkekliğini, kız da
bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da
cinsel
ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi
edinemeyen genç
çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen yardımcıları tarafından
ayrı ayrı
cinsel bilgiler verilir.
Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma
nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden
biri de: cinsel
uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel
sorunların bilgi
yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir.
Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve
yengeden almaktadır. Düğün gününe
kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence, adeta
düğün töreninin bir
parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin
normal olduğu vurgulanır.
Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri
gençlere anlatılır. Bu
bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni başlayınca sağdıç,
damat veya
babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir.
Sağdıcın
mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise,
gelin veya annesi
veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de
mutlu bir evlilik
yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada,
yenge de
geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler
verirler.
Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en
büyük rolü erkek üstlenir.
Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki
bir davranış
olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir
evlilik veya yaşam
boyu unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
kaçınmalıdırlar.
Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı
olmalıdır. Erkeğin saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması,
genç kızı
cinsel ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:
Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler
söylenilmiş, romanlar yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan
konu! Kimi çiftler
için sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için
anlatılmaz bir kabus, bir
utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı... Gerdek...
Bu gece hiç bir
zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli ve dikkatle
hazırlanmalıdır.
Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya
da erkeğin bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir
etkisi olabilir.
Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve ilk
cinsel ilişkide nelere
dikkat edilmesi gerektiği hakkındmurtaa doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
İlk Geceye
Psikolojik Hazırlık:
Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun
giderek kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki
sırf bu yüzden
yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık bulamamanın
üzüntüsü
içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi, "Acaba eşimi mutlu
edebilecek
miyim?" diye düşünür. Kimisi ise "Çok canım yanacak mı?" diye sorar kendisine.
Bunun gibi
çeşitli sorular rahatsız eder onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok
önemli. Üzerinde
durulduğu kadar var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi
edinirseniz,
bütün evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize
geçirmiş
olursunuz."
Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında
bilgisizlikten başka bir şey neden olmuyor.
Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk
cinsel ilişkilerini evlilikten önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda
ise, genç erkeklerin
acemliğine saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen
kadın tarafından
genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler karşısında cinsel
birleşmeyi
bile gerçekleştiremeyen, ereksiyona (penisin sertleşmesine) geçemeyen erkekler
olmaktadır.
Tecrübe kazanmak isteyen genç, ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta
veya
ereksiyona geçememek gibi çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah''ın
nikahsız
cinsel ilişkiyi haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek...
Genellikle genç
kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle bakarlar. Kızlık zarı
denen şey nasıl bir
nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel ilişki sırasında, hele başlangıcında
kendisi nasıl
davranacaktır?
Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları
taşıyan. Erkek de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire
mi, yavaş yavaş
mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?
İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak
ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda
büyük
sorumluluklar taşıdığı söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir
bu. Ama büsbütün
de doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani
sorumlulukları
eşit şekilde paylaşmaları... Bu yüzden genç kız, onun sıkılganlığını arttıracak,
sinirlerini
bozacak, içindeki fırtınayı şiddetlendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe
yardım etmek
yalnız erkeğin karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
İlk birleşmede
kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece basit bir
problemdir...
Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek yırtılır. İnce ve esnek
ise duyulan
acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması biraz daha zor ve ağrılı olur... o
Ama bunu gözlerde
fazla büyütmemek gerekir. Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da
akar... Ancak
bazı zar şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
İlk gece ile ilgili güçlükler,
yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar değildir elbette. Sinirsel
gerginliği ile ilgili
güçlükler, bunlardan çok daha önemlidir.
Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları
yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin korku ve heyecandan ekseriya sinirleri
gerilmeye
başlar. Bu gerginliğin doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları
açıklıyalım:
Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki
kaslar gerilir ve
bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar bir hale gelir.
Bundan başka,
nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk vermeye çıkan bir kimsenin
heyecandan ağzı
kurursa, aynı şekilde korku ve heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi
kurur ve
kayganlaşmaz. Böyle olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.
Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan
kullanılacak bir vazelin ile
sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin organına boydan boya vazelin
sürmesidir.
Böylece penisin, vajinaya girmesi kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri
geçirip iyice
yatışıncaya kadar tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen
geçip ihtiraslı
bir arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki
kaslar gevşer
ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda cinsel ilişki
çok daha kolay
ve rahat olur.
Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmeyeceğini tahmin
ediyorsa, o zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.
Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız
bırakabilir. Günlerden ve
saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki son günler ve gecelere de
karısıyla
cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek üreme organlarını ve sinir
merkezlerini fazlasıyla
yormuştur. İşte gerek bu heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel
organının
sertleşmediğini görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref
ve itibarinin
mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymayacağını düşünerek delice
bir
acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun
bıraktığı için
sınırsız bir sıkıntı duyar.
Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve
anlayışsız davranırsa, ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı
boyunca sürüp
gidecek bir şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve
anlayışlı bir
kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler
söylemek, işi
şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan geldiğini ve hiç
bir öneminin
olmadığını belirterek, onun kendine tekrar güvenini kazanmasını sağlamaya
çalışmaktır.
Eğer kocasının tutukluğunun o akşam geçmeyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir
talepte
bulunmadan, ilk cinsel birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya
ve rahat bir
uyku uyumaya davet etmelidir.
Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler,
daha zifaf odasına girer girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar.
İkisi de bir süre
oturup dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine
alışmalı ve
ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını
hissederlerse, o
zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı yorgunsa, bu
yüzden içlerinde
gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en
iyi yoldur.
Ayrıca şu da hatırlanmalı ki eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki
hiç de zevk verici
ve tatmin edici olamaz.
Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı
ve birbirlerine moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla,
birbirlerine
yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.
Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert
olduğu zannı ile normal
cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamayacakları korkusu ile parmakla veya başka
şeyler
sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları duyulmaktadır. Asla böyle şeylere
gerek
duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca
başarabilir. Aynı
şekilde genç kızlara da kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği
korkusu
yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde
yeteri kadar
fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel birleşmeye güzelce
psikolojik
olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç problemsiz ve acısız bu iş
başarılabilir.
Toplu iğnenin ucunun batması kadar veya soğan zarının yırtılması kadar kolay ve
habersiz
bile olabilir.
Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks
yapabilir.
Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı
bambaşkadır. Kimi erkek için aşk
başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç sevmediği bir kadınla da cinsel
doyum uğruna
yatabilir. Kadının durumu ise farklıdır.
Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın
ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden
fazla uyanmazlar. Bu
bakımdan erkek, önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış
gördükten
sonra yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu
hareketleri ile kadını
kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların ruhlarına
varabilmek çok önemlidir.
Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman
olduğunu bildiği, ama cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa
kollarının
arasına alır, öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta
yakın
zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman
askerleri
için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile arzularına
boyun eğen bir
kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının tabii bir halidir. Ama
kadın için böyle
değildir. Kadın ancak beğendiği, hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek
orgazma
varabilir.
Genç kızın ilk birleşmede orgazm''a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu
içinde yaparlar.
Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir. Kadınların
çoğunluğu uzun
bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada dikkat edilecek bir özellik
daha vardır. Bir
çok kadın haksız yere soğuklukla itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın
demektir.
Vücutça ve ruhça sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı
düşünülemez.
Erkek önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır
ki,
karısından şikayetçi olmalıdır.
Gerdekte Damadın Heyecanı:
Bir çok damatlar
da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların
deneyimsizliklerinden gelir
belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak aldıkları kadına ilk olarak
bu kadar
yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir. Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa
kapılabilir.
Gerdekte Geline Düşen Görev:
Gelin bu konuda yumuşak, yatkın,
şefkatli ve anlayışlı davranarak damada yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin
kızlık
zarını yırtacak kudrette bir ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da
ona dayanılmaz bir
aşağılık kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha
görmek
istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.
Kızlığın Giderilmesi:
Kızlık zarının bilimsel adı hmen''dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini
babasının
evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin kesin bir
karara varmadan
hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu bir doktorla konuşması en
uygun yoldur.
Çünkü yarı bakire denilen kadınlar vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar''ı
yırtmadan vajinaya
girebilir. Çünkü zarın şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi
kadınlarda bir
doktor müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca
vajina girişi
geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen kanama
görülmez.
Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
* Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi
bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün
hazırlıklarının son
günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir
takım kuruntuları,
endişe ve korkuları olabilir.
* İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden
çok fazla şey beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı
yorgunluk gibi
haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya
erkeğin
ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak anlayış
göstermelidir.
Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç kızı eşi zorla ilk gece
cinsel
birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan ve aşırı yorgunluk nedeniyle
erkeğin hiçbir
girişimde bulunamaması da olağandır. Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve
esinin
erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.
Kanlı Çarşaf Rezaleti:
İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla
gelin gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek
üzere
yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha
iğrenç bir şey
düşünülemez!
* İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve
başkalarına anlatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç
evlilerin bir ömür
boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf
bekleyen
namus bekçileri (!), gençleri aceleye şevketmekte ve huzursuz etmektedirler.
İleride genişçe
izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel ilişkiden önce yapılması gereken
sohbet, ön
sevişme gibi eşleri birbirine yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman
bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik
baskı altına
almakta ve kolay iş zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla
sonuçlanabilmektedir.
Başarı gösteremeyen erkek utançtan yerin dibine geçer... Ne yazık
ki...
Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl
yaşarlar?!
Ama
kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç
yüzünden eşini
öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan cinsel
birleşmeye karşın
beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda bekleyenlerden çekinerek yalnız
kendilerini
ilgilendiren bir meseleyi aralarında halletmek imkanından yoksun bulunduğu için
günahsız
karısını kovar. Tıbbî araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça
zina ile
suçlayan erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna
göre) iftira
cezası olan 80 sopayı hak eder.
Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de
kadının da çevrenin de ilk gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
Gençler,
anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de vermeyin.
*
Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice
alınamayınca, gelin,
damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar ve lüzumsuz kavgalar
meydana
gelmektedir.
Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
"Kıyamet günü Allah katında insanların en
şerlilerinden biri de eşiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını
(cinsel davranış
özelliklerini) açığa vurandır." (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)
* Diğer önemli bir konu da
cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Kızlık zarı başlığı altında bu
konuya
oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar belirtmekte fayda olduğu kanısındayım.
Bazı kızlık
zarları fazla dar değildir veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına
rağmen yırtılma
olmayabilir. Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış
değerlendirme yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana
getirmemek
için tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kliniğine
başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde gerçek
ortaya çıkar ve
genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.
Netice olarak;
gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır. Kanlı çarşaf
gibi yanlış ve
İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse, gereken kontrolü damat
kendisi yaptırmalı
ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız, sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür
boyu karısına
karşı mahcup olmaması açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden
karşılıklı
konuşarak birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman
doktora
birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
* İlk gece hakkında bir başka
yanlış kültür de "Erkek ne kadar sert olursa, karısını ne kadar fazla
korkutursa, bu korku
ömür boyu itaati gerektirirmiş!"
Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi,
kocasından çok korkan ve nefret eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez,
zerre kadar
da saygı duymaz. Fakat zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve
kişiliksiz koca da
birileri tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir.
Başkalarının
yanında karısına bağırmanın "erkeklik" tadına varır. Tıpkı, karısına bir tek
sözü
geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put gibi durduğunu yine
bir vesile ile
karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz ve kompleksli koca da karısının
kendisinden nasıl
korktuğunu başkalarına gösterme gayretindedir.
İlk gece bilhassa erkeğin en fazla
nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını en sonuna kadar açması gerektiğini,
morallerin en
yüksek derecede olması gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da,
ilk gecede
erkeklik gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
Saygı, korku ile
kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı, insanı mutlu
edenidir.
*
Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden
aileler arasında
ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır. Bundan da gelin
ile damadın
moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine duyacakları mahcubiyet, cinsel
hayatlarına etki
etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk,
bir ömür
boyu sürmektedir.
Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok
yanlıştır. İnsanlık dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
* İlk gece hurafeleri
bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek olsun diye.
Halbuki erkek evlat
isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah''ın koyduğu bir tarif var:
"...onlara kız
çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri utançlarından simsiyah
kesilir,..", "...Kızları
olduğu için halktan utanıyor, o çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi
diye
düşünüyorlardı..." (Kur''an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)
İslamdan önceki cahiliye
dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki cahiller de aynı düşüncenin
tesiri altına
girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar.
Halının altına
gelinlik koymak, kadını karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi
insanlık ve
İslam dışı bir sürü hurafeler ve zulümler...
İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor
işte. Kimi kadına zulmeder, kimi kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de
hayvana
zulmeder...
İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:
İlk gece ve cinsel birleşme için
eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden hazırlanmalı,
bilgilendirilmelidirler. "Aman aceleye
getirme!" uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır
hayalini kurup
dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir
şey olamaz. Sizi
kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de
doğaldır. Kaç
zamandır kafanızı kurcalayan "acaba"lara bir an önce çözüm bulmak için
sabırsızlanmaktan
daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve
kararlara
karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin
ilk cinsel
birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok
şey duymuş ya da okumuş olursa olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer
aldığı
zaman iş tamamen değişir.
Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: "Evlenmeden önce
çok şey bildiğimi sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum
odasında
çalışmıştım. Bir sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide
bulunan kişi
ben olunca durum bambaşka oldu."
Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik,
yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu
muymuş?"
Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
Gene tipik olarak,
hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna
inanarak
suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.
Ne var ki
burada bir ayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde
düzelmiyor,sürüp gidiyorsa
o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye
yeni
başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene
sendeler,
üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört
yaşında
hala bir yaşındaki gibi "sendeliyorsa" durum değişir.
Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu
birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip
sevmediklerini,
vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de
güvensiz olması
doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız
azalabilir ki bu
da çok önemlidir. Çünkü bir kez "Eyvah, bir bozukluk var," diye korkuya
kapıldınız mı
gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.
Gerdekte genç kızın
bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı
duymaları ve
gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina
girişindeki kasları
büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız
sıkışmaz mı? Bu
da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek
kaslarımızı kendi
kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz
geçiremeyiz.
"İlk
gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının
başlıca
nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş
yapmaya çalışan
erkek cinsel organı penis, bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini
zorladıkça kadın can
acısı duyacaktır. İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar
gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu
kasları büzüp
gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı sırasında bu
alıştırmaları
hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında daha az can acısı
duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık
zarı
konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Bazı kadınlar: "Genç kızlığımda
kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle kalın, sapasağlam bir zar ki ilk
gecede zavallı
kocam bunu yırtıncaya kadar akla karayı seçecek!" zannederler.
Bazı kadınlarda,
"Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim" zannındadırlar.
Gerçekte kızlık
zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden
kapalı olması
imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde
çok küçük,
kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi
ipinceciktir. Ne var ki kızlık
zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da
penisin
zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden
olur, ama
vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.
Adet sırasında tampon kullanan genç
kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede
çocukluktan kalan
"iyi bir kız" olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.
Biz dönelim ilk geceye.
Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı sırasında iyice
gerginleşmesi
doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç
duvarlarının
sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice
kıtlaşacaktır.
Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.
Buda erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını
gerektirecektir.
Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya
uğramış gibi
olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek
zorunda
kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
birbirinizi yüreklendirmek, kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz
krem kullanmak da
yarar sağlayabilir.
Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı,
herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden
uzaklaşmalarıdır.
Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar.
Gerginliği artırır
ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna
çekilmesi de
yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.
Sarılmak,
okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak,
yapılması
gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey
de şunu
hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü
daha sonra
gelecektir.
| |
|