|
| |
Stres,
iktidarsızlığı tetikliyor
Kişinin sosyal yaşamındaki bozulmalar ve yoğun stres, cinsel hayattaki
konsantrasyonu engelliyor... Ancak psikolojik nedenli iktidarsızlık terapiyle
kısa sürede yok edilebiliyor...
Ayşegül Aydoğan
Tıp dilinde ‘erektil disfonksiyon’ (ED) olarak adlandırılan sertleşme sorununun
ortaya çıkmasında, organik nedenler kadar psikolojik faktörler de etkili. ED
yani iktidarsızlık nedenlerinin yüzde 70’inin organik, yüzde 30’unun ise
psikolojik olduğu belirtiliyor.
Psikiyatrist Dr. Aytül Gürbüz’e göre kişinin sosyal yaşamındaki bozulmalar
(mesleği, çevresi ve parasal durumu gibi), cinsellik üzerine konsantrasyonu
engelliyor. Depresyon ve aşırı heyecan nedeniyle de her yaşta ED meydana
gelebiliyor. Hamile bırakma ve AIDS gibi hastalıkları kapma korkusu, evlilik
dışı ilişkilerin doğurduğu stres ve aşırı heyecan iktidarsızlığın diğer önemli
psikolojik nedenlerinden... Türk erkeklerine özgü bir neden ise cinsel
bilgilerin yanlış veya eksik olması.
İşte iktidarı bozanlar!
İktidarsızlığa neden olan en önemli etken ise ‘stres’. ED, en çok stresli
mesleklerde ya da aşırı çalışanları tehdit ediyor. ED’nin yaşam kalitesini
etkilediğini, erkekte kendine güveni azalttığını anlatan Gürbüz, bu konudaki
sorularımızı şöyle yanıtlıyor...
İktidarsızlığın psikolojik yönü nedir?
ED ile psikolojik faktörler iç içe. Cinsel birleşme çok fazla
konsantrasyon gerektiriyor. İstek olması, karşıdaki partneri beğenip beğenmemek,
ona karşı cinsel arzu duyup duymamak, kişinin o anki ruhsal durumu gibi bazı
psikolojik faktörler o kişide bir sertleşme olup olmasında, cinsel aktiviteyi
başlatma ve sürdürebilmesinde etkin rol oynar. Özellikle beğeni çok önemli. Her
erkek her kadına cinsel arzu duymuyor. Uzun ilişkilerde partnere ilgi azalıyor.
Erkeği olumsuz etkileyen faktörler neler?
En yaygın etken cinsel bilginin yanlış ya da eksik olması. Çocuklara
hiç bilgi verilmemesi, cinsellikle ilgili her şeyin ‘ayıp ya da günah’
sayılması, bilgisizliğe ya da ‘yanlış mit’ dediğimiz aslı olmayan bilgilere
sahip olmasına neden oluyor. Ayrıca AIDS gibi bir hastalık kapma, daha önce
geçirilen kalp krizini yeniden geçirme, reddedilme, ereksiyon probleminin
tekrarlayacağı gibi korkular da psikolojik nedenler arasında. Bir kereye mahsus
bu durumu yaşaması yorgunluğa, uykusuzluğa, stresli ya da alkol almış olmasına
bağlıdır. Hastalık olarak değerlendirilmez.
Birleşmenin hemen öncesinde "sertleşme olacak mı?" kaygısı sorunun çözümünü
engellemekle kalmıyor. Giderek erkeği cinsel ilişkiden vazgeçmeye, soğumaya,
cinsel isteksizliğe kadar götürüyor. Stres, aşırı çalışma, depresyon gibi başka
bir psikiyatrik hastalığın bulunması problemin ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Hafta içi performans kötü!
Depresyon ile iktidarsızlığın ilişkisi nedir?
İktidarsızlığa bağlı depresyon gelişebiliyor. Ya da depresyon, doğrusu
kullanılan antidepresanlara bağlı iktidarsızlık oluşabiliyor. Önce depresyon
tedavi ediliyor. ED yapmayan ilaçlar kullanılıyor.
Stres ve aşırı çalışmanın rolü nedir?
Stresli mesleklerde çalışanlar risk altında. Bütün hastalar "Haftaiçi
o kadar yorgun geliyoruz ki bir de onu yapacak halimiz kalmıyor" diyor.
Cinsellik artık sadece tatilde, hafta sonunda yapılacak bir şey gibi görülmeye
başladı. Hafta içi cinsel hayatları hiç yok, hafta sonu bir iki kez gibi. Hafta
içi cinsellik kötü.
Sorun, terapiyle çözülüyor
Son yıllara özgü mü bu?
Ekonomik kriz arttıkça insanlar daha fazla çalışmak zorunda kaldı.
İnsanların ya iş saatleri uzun ya da ikinci bir işte çalışıyor. Çalıştıkça da
hem onun stresi, hem çalışma saatlerinin uzun olması yorgunluğa, dolayısıyla
cinselliğe ayrılan beyin gücü, zaman, beden enerjisi azalıyor. Günün içinde
aklına bile getirmiyor. Bir de deprem çok etkiledi cinsel hayatı. Bütün aile
bireyleri çadır ya da prefabrikte aynı ortamda yaşamaya başladı. Cinsel hayat
ikinci plana düştü, uzun süre yaşanmadı, bu kişiler cinsel bozukluklarla bize
başvurdu.
Nedenin psikolojik olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?
Cinsel öykü alıyoruz, sorular soruyoruz. Örneğin şu soruları
yöneltiyoruz: "Sertleşme cinsel etkinliğin başında mı oluyor? Oluştuktan sonra
istek ve uyarılma devam ederken kayboluyor mu? Kaybolduğunda yeniden oluşuyor
mu? Cinsel birleşmeye kadar ereksiyon sürüyor mu? Boşalma sırasında sertleşme
oluyor mu? Sertleşme kayboluyorsa boşalma oluyor mu?
Eğer iktidarsızlık birdenbire başlıyorsa, zaman içinde değişkenlik gösteriyorsa
-birkaç gün iyi, birkaç gün kötü gibi bunu öğreniyoruz. Süresi ya da tatil gibi
farklı ortamlarda değişiklik oluyorsa bu önemli... Eğer sabah ereksiyonu varsa
nedeni psikolojiktir, yoksa organik bir neden aranmalıdır.
Kadının hangi tavırları etkiliyor?
Kadın ve erkekteki en büyük problemlerden biri cinsel organlarını
tanımamaları. Kadın eşinin cinsel organına bakamıyor, dokunamıyor, tiksiniyor.
Özellikle meniden tiksinme, rahatsız olma var. Bedenleri karşılıklı kabulleniş
olmayınca erkek kendine güvenini yitiriyor. Erkek bunu kötü yaşıyor, kendini
aşağılanmış hissediyor.
Terapide neler yapılıyor?
Terapide çiftleri birlikte alıyoruz. Sorunun çözülmesini
hızlandırıyor, çiftlerin aralarındaki iletişimi arttırıyor. Öncelikle çiftlerin
cinseliğini bir bedensel haz olarak yaşanması bunu sınav gibi görmemesi, cinsel
ilişkiyi birleşme ve orgazmdan ibaret değil duyusal ve bedensel hazzın
paylaşılması olarak görmesi için uğraşıyoruz. Kaç yıllık evli olursa olsunlar,
cinsellikle ilgili hiçbir şey konuşmuyorlar. Eşine nelerden hoşlandığını ya da
hoşlanmadığını söylemiyor, ön sevişmeye önem vermiyorlar. Kadın eşine yük
olacağını, onun zamanını aldığını düşünüyor. Erkek iktidarsızlığı dünyası
yıkılmışcasına yaşıyor. Kadına sorduğumuzda ise "Benim için o kadar önemli
değil" diyor. Erkeği hem şaşırtıyor hem de rahatlatıyor bu cevap.
İktidarı güçlendiren ev ödevleri!
Psikiyatrist Dr. Aytül Gürbüz, iktidarsızlık sorunuyla kendilerine
gelen çiftlere bazı ev ödevleri veriyor... Gürbüz’ün iktidarsızlığa karşı
‘yapılması gerekenler listesi’ şöyle:
• Birbirinize hoş davranın,
• Sık sık kavga etmeyin,
• Ayrı kalmanıza neden olacak uzun süreli seyahatlarden kaçının,
• Bir süre evde yatılı misafir kabul etmeyin,
• Birbirinize dokunun,
• İyi bir cinsellik için ereksiyon ve cinsel birleşmenin zorunlu olmadığını, ön
sevişmenin önemli olduğu bilin,
• Çiftler temizliğe önem vermeli, her ikisi de duş alıp yatağa girmeli,
• Ev ortamının uygun olması şart.
• Bu aşamada kadınlara da pek çok görev düşüyor: Daha sabırlı ve anlayışlı
olması, eşini aşağılamaması, terslememesi, alay etmemesi gibi... "Üzülme tekrar
deneriz" gibi sakinleştirici bir rol oynaması lazım. Destekleyici, yanında yer
alan bir rolü olmalı. Kadınların eşlerinin gözünde çekiciliklerini arttırması
gerekli...
Erkeği iktidarsızlığa iten yanlış bilgiler
Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve her zaman hazırdır; yanlış!
Bu inanış hem kadının, hem de erkeğin böyle bir beklentiye girmesine neden
oluyor. Cinsel eylem, başarmak zorunda olunan sınav gibi görülüyor.
Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır; yanlış!
‘İlişkiyi hep erkek başlatacak, idare edecek’ görüşü kadını pasif yapıyor.
‘Erkek aktif olmalı’ düşüncesi pek çok soruna neden oluyor... Kadın başlattığı
zaman 'kötü kadın’ gibi algılanıyor.
Sevişme cinsel birleşmedir, onun dışındakiler önemli değildir; yanlış!
Sevişmek mekanik bir şey değildir... Dokunmak, okşamak, öpücükler çok önemlidir.
Erkeğin penisi sertleştiğinde en yakın zamanda boşalmak zorundadır; bu da
yanlış!
Birleşmeyi uzatmak, devam ettirmek, cinsel hazzı arttırmak gibi bir şey kabul
edilmiyor. Ama gerçek olan bunlar.
Tüm cinsel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle sonuçlanmak zorundadır; yanlış!
Çiftler yakınlaşmalar sonuçta rahatlar, dokunmaların sonunda sarılarak uyumak da
büyük mutluluk verebilir.
Erkekler bazı duygularını belli etmemelidir; doğru değil...
Sevişmek cinsel organda sertleşmeyi gerektirir; yanlış.
(Özellikle ED’de çok önemli. ED geliştikten sonra problemin sürmesinde çok
etken.)
Erkeğin sertleşmemesi eşini çekici bulmadığı anlamına gelir; doğru değil...
Erkek ya da kadın sevişmeye "Hayır" diyemez; yanlış.
| |
|