|
| |
Cinsellik
Hakkında Yanlış Bilinenler!,
Cinsellik dipsiz bir kuyu gibi. Tek bir kelime ya da belli kalıplarla
anlatılmayacak kadar geniş bir alana yayılıyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü
uzmanlarından Psikolog Dr. Nur Velidedeoğlu, hala tabu olarak görülen
cinsellikle, ilgili kulaktan kulağa yayılan sayısız boş inanç ve mitten
bahsediyor; bu inançların kadınların cinselliğe bakışını olumsuz etkilediğinin
altını çiziyor. Cinsellik insana haz veren aktivitelerin başında gelmesine
rağmen bazen görev ve hatta işkence olarak görülebiliyor bazı kadınlar
tarafından… Hatta işi daha da öteye götüren kadınlar sırf partnerini mutlu etmek
için orgazm taklidi dahi yapıyorlar. Psikolog Dr. Velidedeoğlu, “Bu nedenle
terapilerimizde cinsel sorunları için başvuranlara, inandığı cinsel mitleri
mutlaka soruyoruz. Onların cinselliğe bakışlarını anlamaya, cinsel mitlere bağlı
oluşan korkuların gün ışığına çıkarmalarına yardımcı oluyoruz” diyor. Biz de
kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen “mit”leri 14 başlık altında
topladık…
“Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeye gider…”
Bu yanlış inanış, “Erkekler her zaman seks ister kadına sadece ve sadece seks
için yakınlaşır” düşüncesinin devamıdır ve sağlıksız bir yaklaşımdır. Oysaki her
yaklaşma cinsel birleşme ile sonuçlanmak zorunda değildir.
“Sevişmeyi sadece erkek başlatır ve erkek yönetir”
Cinsellikle ilgilenen kadının 'kötü kadın’ olduğu düşünülür. Kadın bu damgayı
yememek için partneriyle yatağa girdiğinde seksi başlatanın erkek olmasını
bekler. Bu tamamen toplumda kadına ve erkeğe yüklenen rollerin devamı olan bir
düşüncedir. Yani kadına annelik rolü benimsetilirken erkeğin seksle daha fazla
ilgilenmesi beklenir. Ancak seks ne erkeğin ne de kadının tekelindedir. Seks
eğer iki kişi arsında yapılan bir eylemse iki kişinin de aktif olması gerekir ve
bu her iki tarafın cinsellikten daha da zevk almasını sağlar.
“Gerçek erkek,cinsel birleşme sırasında partneri tatmin oluncaya kadar
boşalmadan durabilen erkektir!”
Bu mit, “bir erkek partnerini seviyorsa onunla birlikte olduğunda sertliği
kolaylıkla sağlayabilir ve istediği kadar uzun süre devam eder” gibi yanlış bir
inanıştan kaynaklanıyor. Aslında “erkek eşittir penis” diye düşünülüyor. Ancak
erkeğin de etten kemikten bir insan olduğu unutuluyor. Her erkek sertleşme
sorunu yaşayabilir.Ama bu eşini sevmediği anlamına gelmez. Bu sürekli devam eden
bir durumsa arkasında farklı bir sağlık sorunun yatıp yatmadığı
araştırılmalıdır.
“Seks sadece üreme amaçlı olmalıdır”
Kadınlarda erkekler de böylesine bir yanlışın içine düşebiliyor. Sırf bu düşünce
yüzünden anne olduktan sonra eşinden uzaklaşan erkekler de var. Kadınlarda bu
düşünce çok daha fazla hakim.Kadınlar,anne olduktan ya da menopoza girdikten
sonra seksten tamamen uzaklaşabiliyor. “Menopoz doğurganlığı sonlanması olduğu
için cinsellik de biter.” diye düşünüyorlar.Bazı kadınlar ise 30 yaşın seks için
sınır olduğu ve bu yaştan sonra seks yapmak isteyen kadının “azgın” damgası
yiyeceğini düşünür. Tüm bu mitler kadının genellikle doğumundan sonra
cinsellikten uzaklaşmasına yol açar.
“Erkek koşulsuz şartsız partnerini cinsel açıdan doyurmak zorundadır. Yoksa
kadın ona karşı sevgisini yitirir”
Erkek mekanik, robotvari bir yaratık olarak görülüyor. Erkeğin cinsellik
açısından performansının çok yüksek olması gerektiği düşüncesinin uzantısıdır bu
yargı… Genelde seks esnasında erkeklerin mantık ve duygularının devre dışı
kaldığı düşünülür. Ancak bu düşünce de en az diğerleri kadar yanlış.
“Sevişme doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme sırasında konuşmak bunu
bozar”
Kadın bu konuda hiç konuşmak istemez ve erkeğin de kendisinin ne istediğini hiç
konuşmadan bilmesini ister. Hatta bazı eşler “kaç yıllık eşim, tabii ki benim ne
istediğimi bilmeli” inancına sahiptir. Kadın, karşıdaki insanın falcı gibi
davranmasını ister. Oysa kimse kimsenin aklından geçeni okuyamaz. Sevişme aynı
zamanda tek kişinin sorumluluğunda olan bir şey değil, bir süreç, bir
alışveriştir.
“Gerçek erkek, sertleşme sağlamak için uyarılmaya ihtiyaç duymaz”
Erkeğin her an sekse hazır olduğu inancı vardır. Erkekler mekanik bir yaratık
olarak algılanır. Yalnızca kadınlar değil kendini böyle addeden erkekler de var.
Bu çok yanlış bir inanış.
“Kadının cinsel doyuma ulaşması için sertleşmiş bir penis şarttır”
Cinsel birleşme için penisin çok sert olması gerektiği zannedilir. Oysa penisin
vajina içine girmesi için gerekli sertlikte olması yeterlidir. Ancak ereksiyon
durumunun yaşandığı durumlarla bu olay karıştırılmamalıdır. Hakim olan 'sevişmek
mutlaka birleşme ile sonuçlanmalıdır’ düşüncesinin aksine eşlerin birbirine
dokunması okşaması hatta bu yolla tatmine kadar gitmesi sevişmenin bir
parçasıdır. Cinsellikte yüzde yüz birleşme şart değildir. Bu iki tarafın oluruna
kalır bir durum.
“Cinsel başarısızlığın sonu felakettir”
Erkeğin cinsellik açısından çok iyi performansa sahip olması gerektiği
düşünülür. Toplum erkeğe cinsellik açısından çok fazla yük veriyor, erkek de
bunu kabulleniyor. Bu durumda eğer cinsellikte başarısız olursa bu felaket
olarak değerlendiriliyor.
“Kadın seks esnasında pasif olmalıdır”
Cinsellik erkek dünyasına ait bir eylem olarak algılanır. Bu düşünceye göre
kadın cinsellikle ilgilenmemelidir. Bu yüzden cinselliği kadın değil erkek
yönetmelidir. Bu düşünceye göre cinsellik, kadına uygulanan bir eylemdir ki
tamamen yanlıştır.
“Seks esnasında penisin sertleşmemesi veya oluşan sertliğin kaybı erkeğin
partnerini çekici bulmadığı anlamına gelir”
Eğer erkekte cinsel bir bozukluk varsa penis sertleşmeyebilir. Mutlaka eş ile
bağdaştırılmamalı. Hatta bazen sertleşme sorunu olan erkekler bunun altında
fiziksel bir sorun yatabileceği gerçeğini kabul etmez ve bunu test etmek için
başka kadınlarla birlikte olmayı denerler. Oysa erkeğin yaşadığı günlük
sıkıntılar bile böyle bir soruna yol açabilir.
“Gerçek erkek cinsellikle ilgili her fırsatı değerlendirir”
Bu yanlış inanışta 'erkek önüne gelen her kadınla her an birlikte olabilir’
düşüncesi hakim. Oysa cinsellikte doğru zaman, doğru kişi,doğru yer önemlidir.
Bunlardan biri eksikse sorun yaşanır.!erkek eşittir seks’ düşüncesi tamamen
silinmeli.
| |
|